ARTIK “ SIFIR EMİSYON YETMEZ”

Acilen Basalia ile ŞEHİRLERİ İKİNCİL KARBON YUTAK ALANLARINA DÖNÜŞTÜRMELİYİZ

On yıldır dünya “sıfır emisyon” paradigmasıyla küresel ısınmayı yavaşlatmaya çalıştı.
COP30 öncesi açıklanan BM NDC Sentez Raporu da önemli bir eşiği doğruluyor:

  • Emisyon eğrisi ilk kez aşağı kırıldı.
  •  2035’te 2019’a göre %12 düşüş öngörülüyor.

Bu büyük bir başarıdır. Ama ne yazık, geldiğimiz aşamada dünyamız/medeniyetimiz için ÇOK YETERSİZDİR. Çünkü insanlık yalnızca artışı frenledi. Oysa atmosferde (yer-gök arasında)  bugün ,  “ 1 trilyon ton fazla CO₂ (stok) hâlâ duruyor. ”

 Ve Sıfır Emisyon stratejisi ve çabası, bu yığıntıyı ortadan kaldırmaz, yalnızca büyümesini durdurabilir. Emisyonların azaltılması, sadece ısınma hızını yavaşlatır.
Ama biriken 1.000 milyar ton fazla karbonu atmosferden geri çekmez.

SORUNUN ESAS KÖKÜ: DOĞAL YUTAKLAR TÜKENİYOR

Ormanlar, okyanuslar ve toprak…
Dünya’nın “ birincil karbon yutakları ” olan bu doğal alanlar artık sınıra vurdu:

  • Okyanuslar asidikleşiyor
  • Orman ekosistemleri yanıyor
  • Toprak mikrobiyal yaşamını kaybediyor
  • Biyosfer kapasitesi matematiksel olarak yetmiyor

Doğa yılda 18 GT karbon temizliyor ama insanlık ise 20+ GT salıyor. Aradaki açık → +2–4 GT her yıl atmosferde birikiyor. Bu nedenle:

 Sıfır Emisyon = Gerekli Ama Artık Çok Yetersiz Kalıyor

Bilimsel gerçek şudur:
Doğa tek başına bizi kurtaramaz. Artık insanlığın, doğayı tamamlaması-desteklemesi gerekiyor.

Çünkü, bugün atmosferde, sanayi devrimi öncesine göre 1 trilyon ton fazla CO₂;

  • Küresel sıcaklık artışını geri döndürülemez noktaya yaklaştırıyor,
  • Deniz seviyelerini yükseltiyor,
  • Tarım-su-ekosistem dengelerini zorluyor,
  • Ve felaket boyutunda ekonomik kayıplara neden oluyor.
  • Biyoçeşitlilik kaybı nedeniyle absorpsiyon kapasitesini kaybediyor.

Özetle, bu doğal (orman-okyanus-toprak) sistemler tek başına atmosferdeki karbonu geri çekemeyecek durumda. Bu yüzden artık Sıfır emisyon/Stratejisi, sadece zararın artmasını durdurabilir. Ama  “mevcut CO₂ fazlalığı ortadan kaldırmaz.”

Bakın, “dünyanın doğal karbon döngüsü çökmüyor; “ boğuluyor ”. Çünkü mevcut CO₂ yükü, artık gezegenin biyolojik kapasitesinin işlemeye devam etmesini engelleyen fiziksel bir eşik yaratmış durumdadır. Bu nedenle doğanın kendi kendini iyileştirmesi bile (ki beklersek insanlık/medeniyet çökecek) artık tek başına atmosferdeki fazla karbonu temizleyemez.”

Acilen Basalia ve destekleyici/tamamlayıcı teknolojilerle, ŞEHİRLER İKİNCİL KARBON YUTAK ALANLARINA Dönüştürülmelidir.

Enzim Mühendisliğine ve İleri Dönüşüme dayalı Bütünsel İklim Teknolojileri Platformu olan Basalia ile Yeni Bir İklim Politikası oluşturularak,  Şehirleri Karbon-Negatif Ekosistemlere Dönüştürülebilir. Bunun için elbette yeni  bir iklim paradigması gerekir.

Basalia ile şehirlerin ve altyapıların karbon-negatif çalışan sistemlere dönüşmesi,  yalnızca bir çevre hedefi değil; mühendislik, biyoteknoloji ve ekonomi çağının birleştiği yeni modeldir.

BASALIA’nın özetle gücü ve farkı şuradadır:

1. Atıkları, karbon-negatif malzemeye dönüştürür (Basalia Katısı-1, Basalia Katısı-2).

2. BK-1 ve BK-2 malzemeleri ile CO₂’yi yüzeyde mineralize ederek yapıya entegre eder ve yapıyı yaşayan-canlı malzemeye dönüştürür/güçlendirir.

3. Toprak mikrobiyolojisini(döngüsel biyo-tarım) onarır ve toprakların CO₂’yi tutma kapasitesini artırır.

4. Şehir metabolizmasını komple döngüsel ekosisteme/ekonomiye çevirir.

Yani: BASALIA, CO₂’yi yalnızca yakalamaz; CO₂ malzemeye dönüştürür. Bu, doğadaki fotosentezin, insan eliyle yapılmış döngüsel bir biyo-teknoloji sayesinde teknosferik versiyonudur. Doğayı sadece taklit eden değil; doğayı tamamlayan, doğaya yardımcı olan bir modeldir.

Sanayi devriminden beri Şehirler, genelde iklim krizinin ve özelde de emisyon sorunun kaynağı olmuştur; şimdi sorunu yine şehirlerdeBASALIA ile çözebiliriz…

Şehirdeki “  yol kaplamaları, bina cepheleri, yeşil altyapılar, su-enerji-toprak döngüsü tamamen Basalia ile negatif karbon döngüsüne geçebilir. ” Toprak ve su sürekli kendini doğal olarak yenileyebilir ve bu, artık şehirlerin ormanlar gibi çalışması demektir.

Basalia Katısı ve yüzey kaplamaları, mikro-gözenekli yapısı sayesinde atmosferdeki CO₂ ile sürekli etkileşir. CO₂ bu yüzeyle temas ettiğinde mineral karbona dönüşerek kristal yapı içine kilitlenir. Bu süreç fotokatalitik hızlandırma ve iyonik bağlanma mekanizmasıyla devam eder. Dolayısıyla yüzey, tıpkı bir yaprak gibi karbon çeker fakat karbonu biyokütleye değil, mineral forma bağlayarak kalıcı negatif karbon etkisi yaratır.”

İşte Basalia’nın bu bilimsel-teknolojik gücünden/farkından/imkanından dolayı insanlık medeniyetimiz ilk kez,  “Karbon üreten şehirlerden Karbon yutan ekosistemlere dönüşebilir ”

7Cbasalia olarak bir çevre-kalkınma vizyonuyla ortaya koyduğumuz YEŞİL VE DÖNGÜSEL ŞEHİR MODELİ  artık, “ ekonomik olarak yapılabilirdir(ayni zamanda döngüsel-sürdürülebilir bir kalkınma modelidir ), teknolojik olarak hazırdır(bilimsel-mühendislik olarak), şehir için sosyal olarak kapsayıcıdır/paylaşımcıdır(iktisadi-idari tasarım olarak) , ekolojik olarak ta geri döndürücüdür-onarıcıdır ”. Bu sadece bir çevre-iklim projesi değildir, tamamen yeni bir medeniyet modelidir

Sonuçta, İklim Kriziyle mücadele acilen anlaşılması gereken acı gerçeğimiz şudur ;

Anlayacağınız, Sıfır emisyon, fren sistemidir. Ama arabayı zaten duvara çarpmış durumdayız. Bu yüzden sıfır emisyon artışı durdurur ama çarpışma hasarını artık geri almaz. Özetle;

 ✔ Sıfır Emisyon Stratejisi/Uygulamaları/Politikaları ile ancak Artışı durdurabiliriz; ama sorunu çözemeyiz.

✔ Negatif Karbon Stratejisi/ Uygulamaları/Politikaları ile Atmosferdeki Fazlayı geri çekebiliriz.

Gelecek, sadece sıfır emisyonla değil, artık öncelikli ve acil olarak  “ negatif karbon ekonomisi/stratejisi ile”  oluşturulmalıdır. Yoksa, ikincil karbon yutak alanları olmadan iklim krizi asla çözülemez. Çünkü, “ artık sorun ne kadar az saldık değil; ne kadar geri çektik sorusudur. ”

Anlayacağınız, Sıfır Emisyon, yangını durduran bir barajdır; ama barajın arkasında biriken dev karbon gölünü boşaltmaz. Bugün dünya doğru yolda, ama çok yavaş ilerliyor. Oysa atmosfer, zamanla yarışıyor.

Ve bunu da ancak 7Cbasalia olarak yıllardır söylediğimiz bilimsel-teknolojik-stratejik bir tespit/gerçekle çözebiliriz  ; “ iklim krizi ancak insanoğlunun malzeme bilimini/teknolojisini değiştirmesi(döngüsel negatif karbon teknolojileri) ile çözülebilir.”

Ve işte bugün çok şükür, uzun yılların öngörüsü ve mücadelesi ile Basalia keşfinin mucidi bilim insanı Ahmet Başal tarafından geliştirilen “ enzim mühendisliğiyle ileri dönüşüme dayalı bütünsel iklim teknolojileri platformu BASALIA ” sayesinde; iklim sorunlarıyla mücadeleyi bir çevre-kalkınma vizyonuyla çözme ve şehirleri 2.cil karbon yutak alanlarına dönüştürme(şehirde gerçek döngüsel ekonomiyi oluşturarak) kapasitesine sahiptir.

Çünkü, Basalia, doğayı taklit eden değil; doğanın yapamadığını(yetemediği için) tamamlayan yeni nesil bir karbon döngüsü mühendisliğidir. Basalia ile insanlık tarihinde ilk kez şehirler, ormanlar ve okyanuslar gibi karbon yutabilen bir ekosistem gövdesine kavuşabilir.

21. yüzyılın ilk yarısını ‘sıfır emisyon çağı’ olarak tanımladık ama ikinci yarısı mutlaka ‘negatif karbon çağı’ olmalıdır. Ve bu çağ geçişinin kapısı da mutlaka Basalia ile olacaktır.

Not :

Bir sonraki makalemizde/paylaşımımızda ; Basalia ile yapılan/kaplanan binalar–yollar–şehir yüzeylerinin nasıl “negatif karbon mekanizması” çalıştırdığını ve bu mekanizma sonucunda neden şehirleri 2.cil karbon yutak alanlarına dönüştürebileceğimizi “ özlü bir bilimsellikle  ”izah etmeye çalışacağız.

Prev PostCOP30’un Gerçek Eksikliği: Teknoloji Yoksa, Çözüm de Yok
Next PostBugüne kadar ki COP’lar İklim Mücadelesinde Başarısız Olmuştur .

Leave a reply