COP31 (Türkiye–2026): Küresel gerçeklikle hem yüzleşme, hem de çözüm çağrısı olmalıdır.
Çözüm ; “ Şehirleri Basalia ile İkincil Karbon Yutak Alanlarına ve Negatif Döngüsel Karbon Ekonomilerine Dönüştürmektir ”
Dünya, Paris Anlaşması’nın imzalanmasından bu yana geçen 9 yılda ne yazık ki, iklim değişikliğiyle mücadele başarısız olmuştur ve bugün artık riskleri değil, acı sonucu konuşuyoruz. COP 30’da gerçek bilimsel tespitlere göre çözümler üretmede ve doğru iklim politikalarının oluşturulmasında, her zamanki gibi fosil yakıt lobisi ve akıl tutulması içindeki başat ülkelerden dolayı yetersiz kalmıştır.
Son Climate Action Tracker Kasım 2025 güncellemesi, aslında küresel acı gerçeği artık tartışmasız şekilde ortaya koymuştur.
Yani, artık Paris hedefi olan +1,5 °C artık bilimsel olarak kaçırılmış durumdadır. Gezegenimizde iklim krizi yavaşlamıyor, aksine iklim krizi kontrol dışı bir hızlanma sürecine girmiştir.
Ve bu yalnızca artık “ iklimsel bir istikrarsızlık değil ”, gümbür gümbür içine girdiğimiz (2026-2033: Kusursuz Küresel Fırtına + İlk iklim felaketleri dönemi = linkedin de 9 nisan 2025’ten itibaren bu konuda yazdığımız önceki makalelerimize bakabilirsiniz ) “ ekonomik, jeopolitik ve medeniyet ölçekli bir kırılmadır ”.
Peki; +2,6 °C Senaryosu Ne Anlama Geliyor?
+2,6 °C ne demek biliyor musunuz? Bu sadece gezegenin ısınması değil, medeniyetin çöküşe gitmesi ve parametrelerinin yeniden yazılması demektir.
| Alan | Sonuç |
| Buz ekosistemleri çöküyor | Deniz seviyesi <2050’ye varmadan 1 m’ye yaklaşabilir |
| Okyanus sirkülasyonu durabilir | Avrupa’da sert soğuklar, Afrika ve Orta Doğu’da mega kuraklık |
| Ekstrem hava olayları x4 | Sel, fırtına, sıcak hava dalgaları → büyük şehirlerde altyapı çöküşü |
| Tarımda %15–30 kayıp | Gıda fiyatları ve kıtlık riski artar |
| Sigorta sistemleri çöker | Poliçeler aşırı pahalılaşır – birçok bölge sigortalanamaz |
| 1/3 kıyı şehir tehdit altında | Zorunlu yer değiştirme başlar |
| 200–250 milyon iklim mültecisi | Göç krizleri, sosyal gerginlik |
| Finans sistemi şoklanır | Lineer Sistem ve Ekonomiye dayalı yapı çöker |
| Savunma stratejileri değişir | İklim güvenliği askeri öncelik olur |
Bu tablo, “iklim değişikliği” değil; küresel ekonomik çöküşün de destekleyicisi/tetikleyicisidir aslında. Dolayısıyla, bugüne kadar iklim politikalarında genel olarak yaptığımız gibi “ sadece azaltım yaparak(emisyon indirimi/sıfırlama) bu seviyede gelecek olan yıkımı( + küresel kusursuz fırtına ile global collapse birlikte /bak makale https://necdetergun.org/tr/kuresel-kusursuz-firtina-ile-cokuyoruz/859/ ) durdurmak mümkün değildir.”
Peki Neden Başaramadık?
✔ 2030 hedefleri, azaltım odaklı (emission reduction) stratejilere kurulmuştu
✔ Oysa, artık ivmelenerek karbon döngüsünde hızlanan “geri besleme mekanizmaları” (feedback loops) devreye girdi (birbirini besleyen dinamik eko-sistem döngüsü)
✔Örneğin; buz kaybı → yansıma azalması → ısınma → daha fazla buz kaybı gibi
✔ İnsanlık zaman kaybetti. Doğal karbon yutak alanlarımız (ormanlar,okyanuslar-denizler, topraklar vs) artık ne mevcut stoku, ne de artan emisyonu çekemiyor.
Sonuçta; insanlık iklim krizine -döngüsel karbon negatif teknolojiler yerine- bugünkü konvansiyonel teknolojiler ve lineer stratejilerle cevap vermeye çalıştı ama gezegenin yanıtı “eksponansiyel” (sert )oldu ve artarak olmaya devam edecek.
Bu yüzden:
“Mevcut lineer iklim politikaları sürdürülebilir değildir, tüm sistem karbon negatif döngüsel ekonomi-iklim politikaları ve İkincil karbon yutak alanları oluşturulmasına dayalı olarak yeniden tasarlanmalıdır.”
Artık Tek Yönlü İklim Politikaları Olmalıdır : Negatif Karbon Tüketimine dayalı Döngüsel Ekonomi + Basalia ile Şehirlerin İkincil Karbon Yutak Alanlarına Dönüştürülmesi”
Bizler 7Cbasalia olarak, özel ve kamusal paydaşlarla işbirliğinde , Enzim Mühendisliğiyle İleri Dönüşüme dayalı Bütünsel İklim Teknolojileri Platformu Basalia ile Şehirleri,Sıfır Atık & Sıfır Emisyonlu Yeşil ve Döngüsel Ekonomiye dayalı İkincil Karbon Yutak Alanlarına dönüştürebiliriz. Çünkü artık;
İşte bu yüzden, COP31 (Antalya – 2026), asla öncekiler gibi sadece bir iklim konferansı olmamalıdır. COP31 artık her zamanki gibi reklama-imaja dayalı bir iklim toplantısı olmamalıdır, “ insanlığın geleceğini seçeceği stratejik eşik toplantısı olmalıdır ”. Ve Türkiye, Basalia(uzun yılların çabası ile geliştirilmiş bir teknoloji) ile tarihin doğru tarafında yer alma ve dünyanın yönünü değiştirme(sürdürülmesi mümkün olmayan lineer ekonomiden, sürdürülebilir döngüsel ekonomiye) fırsatına sahiptir.
Çünkü, iklim krizini ve kalkınma sorununu çözmek için “ hem çevreci hem ekonomik(ayni zamanda kalkınma-refah sağlayacak) teknolojiler gerekir ”. İşte BASALİA TEKNOLOJİSİ’nin farkı-gücü budur; bütün bunları fazlasıyla sunuyor.
COP 31’de tüm dünyaya, hem sorunun gerçek tespitini (iklim krizi açısından) , hem de çözümünü (bilim-teknolojisi ve ekonomik kurgusu/stratejisi ile birlikte ) ortaya koymalıyız. COP31, Türkiye’nin önderliğinde iklim politikalarında bir paradigma değişimi yaratmalıdır ve bunu bizler 7Cbasalia olarak doğru kamu-özel işbirlikleri ile yapabiliriz.
Nihayetinde , bizler 7Cbasalia olarak elimizden geldiğince bu farkındalığı artırmaya çalışacağız ve doğru paydaşlarla (özel-kamu) işbirliği yaparak, tarihi bir fırsat ve sorumluluk bilinci ile Türkiye’de yapılacak olan 2026 COP31’de tüm dünyaya iklim krizinin asıl çözümünün(bilimsel-teknolojik-ekonomik olarak) ne olduğunu ortaya koymaya çalışacağız.
İnşallah doğru paydaşlarla işbirliğinde 2026 COP 31 Türkiye’nin ana temasını ve gündemini aşağıdaki strateji ve vizyonla belirlemeye çalışacağız
Tespit : Artık sadece emisyon azaltmaya dayalı iklim politikaları YETMEZ.
Çözüm(yeni paradigma): BASALİA ile ŞEHİRLERİ İKİNCİL KARBON YUTAK ALANLARINA + NEGATİF DÖNGÜSEL KARBON EKONOMİLERİNE + Belediyelerle işbirliğinde SIFIR ATIK-SIFIR EMİSYONA dayalı YEŞİL-DÖNGÜSEL ŞEHİRLERE dönüştürmektir.
Son tahlilde; “iklim krizi bir çevre sorunu değildir, insanlığın “şuur sorunudur ”. Emisyon azaltmakta artık yeterli değildir. Gezegenemiz köklü bir dönüşüm (bilim teknoloji yapar, teknolojide ekonomi-medeniyet yapar yaklaşımına dayalı) istiyor. Emin olun ki; bugünkü lineer temelli ve konvansiyonel teknolojilere dayalı küresel kapitalist medeniyet modelimizi değiştirmediğimiz sürece bu kriz artarak derinleşecektir.
Bu yüzden COP31, Antalya’da bu büyük-tarihi dönüşümün (yeşil ve dönügüsel ekonomi, karbon negatif ekonomi,şehirlerin 2.cil karbon yutak alanlarına dönüştürülmesi) başlangıç noktası olabilir.
Ve Türkiye, COP 31’de Basalia gibi negatif karbon teknolojileriyle yalnızca uyum sağlayan değil, dönüşümü başlatan ülke olabilir.
Ve bilinmelidir ki; bugün adım atanlar geleceği yönetir. Yarın geç kalanlar ise değişen sistemin bedelini öder. 7Cbasalia olarak Türkiye’ye “ uyum sağlayan ülke” değil, “döngüsel bir iklim teknolojisi ile dönüşümü başlatan ülke” olma fırsatını sunuyoruz.”
Bu büyük hedefi , 7Cbasalia olarak Atatürk’ten aldığımız ilham ve sorumluluk bilincimizle anlatmaya devam edeceğiz.