Biz Zaten 2019’dan beri ama Özellikle 9 Nisan 2025’te “ KÜRESEL KUSURSUZ FIRTINA ile ÇÖKÜYORUZ ” demiştik.
Yıllardır Davos’u( World Economic Forum (Davos) yakinen takip ederim. 2026’da da küresel elitler, CEO’lar ve politika yapıcılar herkes eski şimdilerde dünyamızı felaketin eşiğine getirmiş olan lineer sisteme dayalı vahşi-şuursuz küresek kapitalizme/ bu aksak medeniyete tutunarak “ riskleri ” ortaya koyuyor ve eskiye tutunarak çözümler üretmeye çalışıyor. Yani, sorunu yaratan sistemle çözüm arıyorlar.
Genelde küresel sistemin risklerini/sorunlarını; jeoekonomik çatışmalar, dezenformasyon , iklim krizi, toplumsal kutuplaşmalar, yapay zekâ, borç sürdürülebilirliği vs üzerinden tanımlıyorlar. Herkes yiyip-içip, ahkam kesiyor, network-imaj yaparak sonra kendi dünyasına dönüyor (yani riskleri tanımlayan ama davranışlarını dönüştürmeyen bir elit döngüsü) ve bizzat sorunları ortaya koyduğu eski sisteme tutunarak/çökmekte olan eski sistem içinde palyatif çözümler arayarak (paradigma değişimi olmaksızın) hayatına devam ediyor vs….
Yalnız bu yıl dünyamızı felaketin eşiğine getirmiş olan lineer sisteme dayalı vahşi-şuursuz küresek kapitalizme/ bu aksak medeniyetin en büyük oyuncularından biri olan BlackRock CEO’su Larry Fink; “ mevcut küresel kapitalist sistemin tarihinin en büyük sınavıyla karşı karşıya olduğunu, halkın bu sistemden yeterince fayda görmediğini ve yeni teknolojik devrimlerle birlikte mevcut modele ciddi meşruiyet sorunları çıktığını vurguladı”. Bu, sistemin merkezinden gelen (kral çıplak) acı bir itiraftır.
Yani, bizim 2019’dan beri “ FELAKETİN EŞİĞİNDE DÜNYA ” ve son olarak ta 9 Nisan 2025’te “KÜRESEL KUSURSUZ FIRTINA İle ÇÖKÜYORUZ ” makalemizde ( https://www.linkedin.com/posts/necdet-ergun-68671640_k%C3%BCresel-kusursuz-f%C4%B1rt%C4%B1na-i%CC%87le-%C3%A7%C3%B6k%C3%BCyoruz-activity-7326120143460216832-b3dz?utm_source=share&utm_medium=member_desktop&rcm=ACoAAAimEUYBRYzv2LfAg2JYphjRTXaaJEAZrlE) ortaya koyduğumuzu kendince itiraf etmiş oldu.
9 Nisan 2025’te altının intikamı (dolar ve dolara bağlı sistem çökecek) geliyor demiştik, o günlerde altın 3000 USD civarıydı, bugünlerde 4825 USD’lere geldi.2030’lara kadar 100 bin dolara çıkacak. 2025 ‘te eski medeniyetin neden çökeceğini-eleştirisini/eksiklerini ve yerine(Global Collapse sonrasın) yenisinin nasıl olabileceğini ortaya koyan “ Dünyamızı Felaketin Eşiğine Sürükleyen Lineer Medeniyetten, Basalia İle Yeşil ve Döngüsel Medeniyete” diye kitap dahi yazmıştık (bak https://necdetergun.org/tr/kitap-indir/)”
……Sonuçta, geldiğimiz aşamada, artık mesele genel olarak her DAVOS’ta belirtildiği gibi riskleri tanımlamak değildir, sorun aynı sistemin (lineer medeniyet) bu riskleri sürekli büyüterek üretmesidir ve artık İKİZ KRİZLE (dolar ve dolara bağlı sistem + iklim krizi ) çöküş sürecine girmemizdir.
Lineer Sisteme dayalı Kapitalizm hâlâ büyüyor, finansal piyasalar hâlâ çalışıyor ama toplumsal kabul, çevresel uyum ve sistem dayanıklılığı hızla zayıflıyor ve dünyamız iklim kriziyle birlikte GLOBAL COLLAPSE (2026-2033) içine girdi. .
DAVOS’ta genel olarak risk haritası, semptomlar doğru ama hastayı tedavi etmek için teşhis eksik ve haliyle çözüm yanlış/eksik. Kısa vadede (2 yıl), “ Jeoekonomik çatışma, Dezenformasyon, Toplumsal kutuplaşma”; Uzun vadede (10 yıl), “ Aşırı iklim olayları,Ekosistem çöküşü, Kaynak kıtlığı, Yapay zekânın olumsuz etkileri vs” .
Riskler kısmen doğru/teşhis eksik. Peki her yıl artan bu riskleri üreten ve artık taşınabilir olmayan bu ortak medeniyet sistemi nedir? Sorunları üreten sistemle sorunları çözebilir misiniz ? Çok net; sorunları çözmek için yeni bir paradigma değişimine(alt yapı-üst yapısı ile bütüncül) ihtiyaç var.
Lineer Küresel Kapitalizmin Kendi Kendini Besleyen Temel Sarmalları(Çöküşün Matematiği/Dinamiği)
1- Büyüme – Kaynak – Tükeniş Sarmalı
Özetle; “ sürekli büyüme zorunluluğu, sınırlı doğal kaynaklar, artan çıkarım, hızlanan tükeniş sarmalı vs ” . Büyümek için daha fazla tüketmek, tükettikçe büyümeye mecbur kalmak(gezegeni tüketerek/bozarak büyüme kısır-döngüsü)
2- Atık – Kirlilik – İklim Krizi Sarmalı
Özetle, “ Lineer üretim → yüksek atık, Atık = sistem dışı maliyet, Kirlilik → iklim ve ekosistem bozulması vs” . Bu lineer sistemde üretim arttıkça çevresel kriz derinleşir, kriz derinleştikçe üretim maliyetleri artar
3- Karbon – Enerji – Maliyet Sarmalı
Özetle, “fosil ve karbon yoğun enerji, artan emisyonlar, vergi, regülasyon ve jeopolitik baskı vs” .Gittikçe enerji pahalılaştıkça sistem daha kırılgan, sistem kırıldıkça enerjiye daha bağımlı hale geliyor.
4- Borç – Faiz – Finansal Kırılganlık Sarmalı
Özetle, “reel üretim yerine borçla büyüme, artan kamu ve özel sektör borcu, faiz yükselişi ve likidite stresi vs” .Yani borcu çevirmek için daha fazla borç, daha fazla borç için daha fazla para basımı sarmalı…
5- Merkezileşme – Kırılganlık – Sistemik Risk Sarmalı
Özetle, “ büyük ölçekli, merkezî altyapılar, tek noktaya bağımlı tedarik zincirleri, küçük şokların büyük krizlere dönüşmesi vs” .Farkında olmadan, verimlilik adına merkezileşme, dayanıklılığı yok ediyor(daha fazla yerinde çözüm zamanı).
6- Teknoloji – Enerji – Ekoloji Çatışması Sarmalı
Özetle, “daha fazla veri, daha fazla işlem gücü, artan enerji ve soğutma ihtiyacı, fiziksel altyapı ve ekosistem baskısı vs” .Yani, teknoloji ilerledikçe doğayı bozuyoruz, doğayı öldürüyoruz(doğa ile barışık olmayan teknolojiler çöplüğü).
7- Şehirleşme – Tüketim – Dışa Bağımlılık Sarmalı
Özetle, “şehirler üretmez, tüketir, enerji, su, gıda dışarıdan gelir, lojistik ve maliyet bağımlılığı artar vs”. Yani, şehirler büyüdükçe kendi ayakları üzerinde duramaz hale geliyor.
8- Eşitsizlik – Toplumsal Gerilim – Siyasi İstikrarsızlık Sarmalı
Özetle, “sermaye yoğunlaşması,gelir ve fırsat eşitsizliği,popülizm, kutuplaşma, yönetişim krizi vs” . Yani, sistem bir grup üstel azınlık elinde(güç-servet) büyüyor ama toplum küçülüyor,gelir dağılımı bozukluğu-eşitsizlik -adaletsizlik-çifte standartlar vs .
9- Regülasyon – Kaçış – Daha Sert Regülasyon Sarmalı
Özetle, “krizlere geçici regülasyonlar, sermaye kaçışı ve verimsizlik, daha sert ve karmaşık kurallar vs” .Yani, her krizde sorunu çözemeyen regülasyonlarla sorunu büyütüyoruz/erteleyerek halı altına atıyoruz.
10- İnkâr – Erteleme – Şok Sarmalı
Özetle, “ fiziksel sınırların inkârı, gerçek dönüşümün ertelenmesi, ani ve sert krizlerle yüzleşme vs” .Yani, zaman kazanmak için gerçek değişim-dönüşümleri erteliyoruz ve krizi büyütür
Kısaca, lineer küresel kapitalist sistem; büyümek için tüketen, tüketmek için borçlanan, borçlandıkça doğayı ve toplumu zorlayan ve sonunda kendi yarattığı krizlerle beslenen bir kapalı döngüye dönüşmüştür.
Davos’ta sistemin kalbinde, bu aksak sistemden beslenen bir şirketin CEO’su bile artık vicdanına yenilerek bu acı itirafı yapmak zorunda kalıyor. Bu sistem, borcu borçla çeviren bir medeniyetle artık gezegenimizin fiziksel alt yapısını ve kapasitesine de çok büyük zarar vermektedir ve mesele artık dolar-faiz vs sair krizler de değildir, mesele şuursuz medeniyet modelimizdir ve mesele artık bu sistemin bizi iklim kilitlenmesine doğru hızla götürmekte olduğudur.
Çözüm için yeni paradigma lazım, ki bunu da bugüne kadar linkedinde ortaya koyduğumuz yüzlerce makale ve hatta ücretsiz indirip okuyabileceğiniz “ Dünyamızı Felaketin Eşiğine Sürükleyen Lineer Medeniyetten, Basalia İle Yeşil ve Döngüsel Medeniyete” adlı kitabımızda da anlatmaya çalıştık.
Çözüm; artık riskleri daha iyi yönetmek değil veya önceki tüm krizlerde olduğu gibi aynı paradigmayı biraz daha regüle etmek-ötelemek değildir; çözüm “ sistemin kendisini dönüştürmektir”.
Çözüm yakın zamanda finansal-ekonomik global collapse (2025-2030) ve artacak iklim felaketlerine(özellikle 2033 sonrası) karşı “ Basalia ile Şehirleri 2.cil Karbon Yutak Alanları ile Karbon Dönüşüm Ekonomilerine dayalı Yeşil-Döngüsel Şehirlere dönüştürmektir ”. Bu dönüşüm sürdürülebilir gerçek bir çevre-kalkınma projesidir.
Bu dönüşümün temel ilkeleri de;
Ancak böyle bir yaklaşım/paradigma değişimi; şimdilerde başımızı belaya sokan aksak-şuursuz-lineer medeniyetin sorunları olan; “ borç ihtiyacını azaltır, reel değer üretir,, kamu maliyesini faiz–tahvil sarmalından çıkarır, iklim ve ekonomi krizini aynı anda ele alır” . Yani ancak böylesi bir medeniyet-ekonomi paradigması sorunları bastırmaz, kaynağında dönüştürür ve doğayla barışık sürdürülebilir yaşam kurabilir.
İklim krizi bir çevre sorunu değil, yanlış bir ekonomi ve şehirleşme modelinin doğal sonucudur. Ve emin olun ki; artık geleceğin rekabeti; daha fazla finansal kaldıraçta değil, şehirlerin karbonu değere dönüştürme kapasitesindedir. Ve bilin ki, bu dönüşüm artık bir tercih değil, fiziksel bir zorunluluktur. Bugün bu gerçeği konuşmayan herkes, yarın onun acı sonuçlarıyla yüzleşecektir.