Davos’ta Teknoloji İyimserliği ile Ekolojik Gerçek Arasındaki Tehlikeli Kopuş
Davos’ta bu yıl teknolojiye dair büyük bir iyimserlik vardı. Ama “Gezegenimizin Fiziği ”, bu iyimserliği paylaşmıyor. Ve işte tam bu kopuş/aymazlık, aslında bugün karşı karşıya olduğumuz en büyük tehlikedir. Ve bu ekolojik körlüğe dayalı iyimserlikler, öngörüler benim gibi “ iflah olmaz girişimci-iyimser birini dahi ” çok rahatsız etti.
Robotlar, süper zeka, uzay veri merkezleri, çok gezegenli insanlık vs; bunlar çok güzel ama felaketin eşiğine (iklim kilitlenme riskine doğru hızla ilerliyoruz) gelmiş dünyamızın sorunlarını çözmek için yetersizdir ve ne yazık ki artık zamanımız da kalmadı.
Elon Musk, bilinci “ karanlıktaki küçük bir mum alevine ” benzetti ve bu alevin sönmemesi için insanlığın çok gezegenli bir türe dönüşmesi gerektiğini savundu. İyimser olmayı, haklı karamsarlığa tercih ettiğini söyledi….
İyi de sorun şu ; dünyamızı felaketin eşiğine getiren lineer sisteme dayalı küresel-vahşi kapitalist düzenin oluşturduğu bu ŞUURSUZ MEDENİYETTE “Mum Alevinin Bulunduğu Odanın Çatısı Yanıyor ”….. Evimiz Çöküyor (fiziksel/ekolojik olarak)…
İnsanlığın çok gezegenli bir türe dönüşmeden önce kendi evini toparlaması gerekir ; yoksa bu şuursuzlukla gittiği gezegenleri de mahveder, zaten emin olun ki bu şuursuzlukla seni gezegenin dışına da çıkarmazlar ( en azından kozmik ahlak açısından diyelim ) ….
Teknoloji Hızlanıyor ama Fizik Yavaşlamıyor
Evet, “yapay zeka hızla gelişiyor, robotlar çoğalacak, hesaplama gücü artacak vs” . Ama aynı anda; “ atmosfer ısınıyor, su döngüleri bozuluyor, toprak verimliliği düşüyor, ekosistemler geri dönülmez eşiklere yaklaşıyor”.
Ve bunlar “ algı ” değil, “fiziktir”. Ve fizik, sunumlarla/boş laflarla/hayallerle ikna olmuyor.
Asıl Darboğaz İşlemci de Değil; “ Gezegenimizdir”
Davos’ta sıkça dile getirilen bir argüman var: “Yapay zekanın önündeki en büyük engel enerjidir .” Bu bile eksik ve aymaz bir okumadır. Halbuki asıl engel:
Uzaya veri merkezi kurmak, “dünyadaki yanan altyapıyı söndürmüyor”. Sadece acilen çözmemiz gereken sorunları gözden uzaklaştırıyor ve bu yaklaşım sonuçları çok ağır bir kaçıştır. İnsanlığın öncelikli ve birincil görevi; “ evini/gezegenini tamir etmek olmalıdır; bu yönde büyük küresel bir niyet ve topyekun çaba ortaya koymalıdır ”.
İyimserlik, Ekolojik Körlükle Karıştırılmamalıdır
İyimserlik değerlidir ama iyimserlik, “ ekolojik körlükle birleştiğinde” tehlikelidir. Ve işte ben de hayatını bilim insanı Ahmet Hoca ile birlikte enzim mühendisliğine-ileri dönüşüme dayalı bütünsel iklim teknolojileri platformunun (Döngüsel Basalia Teknolojisi) endüstrileştirilmesine ve globalleştirilmesine veren biri için bu ekolojik körlüğe (bilimsel gerçeklikten kopuk) dayalı iyimserliğe şaşıyorum.
Çünkü, bugün artık karşı karşıya olduğumuz kriz:
Gezegenimizin “ Fiziksel Sınırları ile ilgili Krizdir ”. Daha fazla robot, daha fazla veri merkezi, daha fazla enerji tüketimi…Eğer bütün bu teknolojiler mevcut doğrusal/lineer sisteme dayalı, atık üreten, karbon yoğun bir altyapı üzerinde çalışıyorsa/kuruluyorsa, bu sadece çöküşü hızlandırır.
Davos’un Kaçırdığı Nokta : Dünyamız Artık bu Ölçeği Taşıyamıyor
Davos’ta gelecek genellikle şöyle tarif ediliyor, “daha akıllı makineler, daha hızlı büyüme, daha büyük ölçek vs”. Ama konuşulmayan ya da yeterince farkındalık olmayan şey şudur; “ dünyamız artık bu ölçeği taşıyamıyor ”.
Ve gelecek meselemiz /varoluşsal konumuz artık:
Ve İnsanlığı Mars’a taşımayı konuşmadan önce, “ dünyada yaşamı sürdürebilecek bir ekonomik ve fiziksel döngüsel bir altyapı kurmayı denemeliyiz”. Yoksa evimizi tamir etmeden çok gezegenli hayaller kurmak ; evinin içine eden şuursuz bir medeniyetin bencil bir kaçış planından başka bir yaklaşım olamaz.
İşte Basalia, bu nedenle yalnızca bir iklim teknolojisi değil; “ doğa–teknoloji–ekonomi uyumunu” aynı anda kurmayı hedefleyen “ yeni nesil bir medeniyet altyapısı ( bilimsel-teknolojik alt yapısı ve ekonomik üst yapısı ile ) yaklaşımıdır.”
Sonuçta; başta YZ olmak üzere teknolojideki gelişmeler heyecan vericidir. Ama gezegen yanarken, sadece geleceği konuşmak şaka gibidir. İyimserlik güzeldir ama gerçeklikle bağını kopardığında, bu ilerleme değil inkar üretir ve şimdilerde de en büyük sorunumuz/tehlikemiz ; dünyanın gidişatına yön veren baskın elitlerin bazılarının “iklim krizini inkar etmesi veya yeterince ciddiye almamasıdır ”.
Son tahlilde; Gezegen yanarken yalnızca geleceği konuşmak değil, yanan evi tamir edecek altyapıyı da kurmak zorundayız. Aksi halde bu aymaz iyimserlik, ilerleme değil; tarihin en pahalı inkar biçimi olur.