Moody’s Raporu:  “ Su Krizi Artık Finansal Bir Risktir”

Artık “ SU- ATIK- EMİSYON  ” Entegre Olarak ÇÖZÜLMELİDİR (Basalia )

Bugün iklim krizinin en kritik/acılı ama bugüne kadar da en az anlaşılan boyutuna girdik; artık “ Su, sadece çevresel bir konu değil, finansal bir risktir”. Bunu söyleyenler iklim aktivistleri değil, bunu dünyanın en büyük kredi derecelendirme kuruluşlarından biri olan Moody’s söylüyor.

MOODY’S Raporunda NE DİYOR?

Moody’s’in son Mart raporundaki analizlerine göre:

  • Su riski, artık iklim riskinin en önemli taşıyıcısıdır
  • Ve kuraklık, sel ve su kalitesi bozulması; “ şirket gelirlerini düşürüyor ,maliyetleri artırıyor , likiditeyi zorluyor”.

Özetle diyor ki; direkt etkileri de, “ gıda fiyatları ,ekonomik büyüme ,sosyal istikrar” sorunlarıdır. Yani, Moody’s “ Su Krizini, artık direkt ekonomik kriz tetikleyicisi/sebebi olarak ilk kez raporluyor.”

Devamında da , “artık Su Yönetimi kredi notunu belirleyen bir faktördür” diyor. Yani:

  • Su yönetimi iyi olan ülkeler/şirketler → daha güçlü finansal yapı
  • Su yönetimi zayıf olanlar → riskli varlık  olarak değerlendiriyor.

Piyasaları yönlendiren 4 büyük baskın kredi değerlendirme kurumundan biri olan Moodys, son mart raporunda “ iklim krizini, bundan sonra finans sistemine monte ediyor” ve diyor ki artık şirket-şehir-ülke değerlendirmelerimde su yönetimini de (ki 7Cbasalia olarak karbon ayak izinden sonra su ayak izi fiyatlanacak diyorduk) riski fiyatlamamda-ölçmede dikkate alacağım, değerlendireceğim.

SU KRİZİ = Lineer SİSTEM KRİZİ

Moody’s çok geçte olsa “ su krizi, finansal sistemi tehdit ediyor ” diyor . Ama asıl problem su değil ve asıl söylenmesi gereken şudur : “ Su krizi, lineer medeniyetin çöküş sinyalidir.”

Bugün artık ,” kuraklıklar artıyor , yeraltı suları tükeniyor , şehirler su stresi altında ,tarım sistemi baskı altındadır ” . Türkiye dahil birçok ülkede, “ yağışlar düşüyor ,rezervuarlar kritik seviyeye iniyor , çölleşme riski hızla artıyor”.

Asıl  sorun aslında, “  Lineer üretime dayalı ekonomi ve medeniyetin suyu da karbon gibi kullanmasıdır  ”..Lineer üretime ve parçalı konvansiyonel teknolojilere dayalı lineer ekonomide su yönetimi/suya bakış şöyledir  ;

  • Al → kullan → kirlet → at
  • Döngü yok
  • geri kazanım yok
  • bütünsel-sistem (atık-karbon-enerji-malzeme vs) entegrasyonu yok

 Artık “ DÖNGÜSEL SU ÜRETİMİ ” ZORUNLUDUR

Artık yeni dünyada gerçeklik: “ Su + Karbon + Atık = Entegre Tek bir Sistem” olmak zorundadır. Bu entegrasyon yaşamsaldır ve zorunludur.

Yani artık;

  • suyu ayrı
  • karbonu (emisyonu) ayrı
  • atığı(katı) ayrı  yönetemezsiniz ve yönetmeye kalkarsanız lineer ekonomi tuzağında patinajda daha büyük bir krizin-sorunun parçası olursunuz.

Bizler 7Cbasalia olarak şunu söylüyoruz;

  • Sanayi Çağında(Lineer) Medeniyet: CO₂’yi atmosfere salarak büyüdü
  • Yeni Medeniyet(Yeşil-Döngüsel) : CO₂’yi ve suyu(ve atığı) birlikte yöneterek büyüyecek ve başka çare de yoktur.

Artık, “ atmosferdeki karbon + şehirdeki katı atıklar-atık sular ” Basalia gibi Döngüsel Teknolojilerle yeni nesil ekonominin hammaddesi olacaktır.

Su Krizi = Finansal Risk → Çözüm = Karbon Dönüşüm Ekonomisi

Eski Ekonomi/Medeniyet : İnsanlık ve mevcut medeniyetimiz, sanayi çağında şuursuzca CO₂’yi atmosfere salarak büyüdü. Ancak bugün gelinen noktada, atmosferde biriken karbon seviyesi (180–280 ppm bandından yaklaşık 200 yıl içinde 430 ppm’e ulaşarak) artık doğal karbon yutak alanlarının — okyanuslar, ormanlar ve toprakların — tek başına absorbe edemeyeceği bir seviyeye çıkmıştır. Bu durum yalnızca iklimi değil, aynı zamanda yaşamı ve mevcut medeniyet modelini de ciddi şekilde riske sokmaktadır.

  • Yeni Ekonomi/Medeniyet : Bundan sonra yaşamın, sürdürülebilir ekonominin ve ekosistemin devamı için, atmosferde biriken bu “çok fazla stok CO₂’nin” sistematik bir şekilde geri alınması gerekmektedir. Bunun yolu ise şehirleri 2. nesil karbon yutak alanlarına, yani karbonu emen ve depolayan altyapılara dönüştürmektir(Döngüsel Basalia Teknolojisi). Şehirler, atmosferde biriken karbonu bünyesine/alt yapısına alan, onu hammaddeye dönüştüren ve ekonomik değere çeviren(karbon dönüşüm ekonomisi) sistemler haline gelmelidir.

Bu yeni modelde karbon, atmosfere bırakılan bir atık değil; aksine kıymetli bir girdi olarak, iklime dayanıklı malzemelere, yeni nesil altyapılara ve verimli topraklara entegre edilmelidir. Böylece ekonomik büyüme, karbon salımıyla değil; karbonun dönüştürülmesi ve sistem içine yeniden kazandırılmasıyla gerçekleşecektir.

ÇÖZÜM : KARBON DÖNÜŞÜM EKONOMİSİ’ dir.

Çünkü, Karbon Dönüşüm Ekonomisi  “ karbonu yakalayan/dönüştüren, suyu döngüye sokan, atığı kaynağa çeviren, şehrin üretimini ve alt yapısını iklime adapte/dayanıklı sisteme dönüştüren” bir modeldir.  

İşte bu modelin bugün itibarı ile sahadaki TEK-SOMUT karşılığı da “Enzim Mühendisliğine-İleri Dönüşüme dayalı Bütünsel İklim Teknolojileri Platformu olan Basalia’dır ”. Basalia  sadece bir teknoloji değildir; karbon–su–atık sistemini ekonomik değere çeviren bir altyapıdır/yeni sanayi mimarisidir (şirket-şehir-ülkedir).”

Basalia Döngüsel Teknoloji Platformu, bu üç krizi(karbon-su-atık) tek sistemde entegre bir şekilde ve ekonomik getiri (maliyet değil/üzerine para kazandıracak şekilde) ile birlikte çözmektedir :

1- Atıklar → karbon bazlı yeni nesil ürünler/malzemelere

2- Atık su → Temiz Döngüsel Su

3- Emisyon → Karbon mineralizasyonu

4- Tarım → Karbon kilitleyen toprak(döngüsel biyo-tarım)

 Kısaca Basalia ile “ Şehir = Karbon + Su Dönüşüm Altyapısı” olmaktadır.

Moody’s raporunda diyor ki:  “Su yönetimi ekonomik dayanıklılığı belirler ”. Bu yaklaşım doğru ama çok eksiktir.7Cbasalia olarak bizler de diyoruz ki; geldiğimiz aşamada  artık “su + karbon + atık birlikte yönetilirse iklimle mücadele edilebilir, sürdürülebilir şehirler-şirketler ve ekonomiler oluşturulabilir  ” .

Su sorununun, “ şirketlerin-şehirlerin-ülkelerin finansal risk alanı olmaktan çıkması için; tek başına (ki maliyetlidir) su konusu değil; atık-karbon-su konusunun bütüncül ve entegre bir şekilde ekonomik değer üreten döngüsel bir sistemle (Basalia gibi) çözülmesi gerekmektedir.

YENİ BÜYÜME PARADİGMASI: KARBON DÖNÜŞÜMÜNE dayalı DÖNGÜSEL EKONOMİ’dir

Çökmekte olan Eski Lineer Model:

  • Kaynak tüket → büyü
  • Suyu tüket → büyü
  • Karbonu atmosfere sal → büyü üzerine kuruluydu.

Yeni Döngüsel Ekonomi Modeli ise ; “Atıkları/Karbonu Dönüştür → Suyu-Toprağı-Malzemeyi Döngüye Al → Büyü” üzerine olacaktır.

Zannedildiği gibi ,“iklim krizi enerji krizi veya su krizi veya karbon krizi değildir.”İklim Krizi, lineer medeniyetin sistemik krizidir  ve çözüm de “ döngüsel, entegre ve karbon dönüşümüne dayalı yeni ekonomidir/medeniyettir.

Emin olun ki, pek yakında “ tek başına su rezervlerine sahip olanlar değil; suyu döngüsel olarak çevirebilen ve yönetenler rekabette ve yaşamda avantajlı olacaktır.

Ayni şekilde, karbonu azaltanlar değil; karbonu değere dönüştüren şirketler-şehirler-ülkeler ayakta kalacak ve kazanacaktır”. Şimdilerde su yönetimi artık kredi notunu belirleyecek ama yarın asıl karbon dönüşüm kapasitesi şirket-şehir değerini belirleyecektir.”

Ve hiç kuşkunuz olmasın ki bundan sonra şehirler; lineer sistemde olduğu gibi sadece tüketim alanı değil, Basalia gibi Döngüsel Teknolojilerle gezegenin onarım merkezleri ve iklime dayanıklı yaşam alanları olacaktır.

Prev PostDünya Ekonomisi, 2035–2045 Arasında Karbon Ekonomisine Dönüşecek
Next PostALTIN’ın TREND KORELASYONU Değişti

Leave a reply