Artık Parçalı Çözümlerden, Basalia gibi Entegre Sistem Yönetimine Geçme Zamanıdır
İklim krizi, uzun yıllar boyunca büyük ölçüde tek bir gösterge üzerinden değerlendirildi: “Atmosfere ne kadar karbon salıyoruz? ”. Bu soru elbette hâlâ önemini koruyor. Ancak bugün geldiğimiz noktada görüyoruz ki, karşı karşıya olduğumuz kriz yalnızca karbon emisyonlarından ibaret değildir.
Asıl sorun, “gezegenin birbirine bağlı doğal ve beşerî sistemlerinde aynı anda ortaya çıkan çoklu dengesizliklerdir.” Bugün yalnızca atmosfer ısınmıyor.
Aynı anda;
Bu süreçlerin hiçbiri birbirinden bağımsız değildir. Her biri, diğerini besleyen aynı sistem krizinin farklı yüzleridir.
Ve artık geldiğimiz Eşik Aşamada “İklim Krizi ”, yalnızca atmosferdeki karbon dengesinin bozulması değildir ; “ doğanın taşıma kapasitesi ile insanlığın üretim, tüketim, bölüşüm ve yönetişim sistemleri arasındaki çoklu dengesizliklerin gezegen ölçeğinde birleşmesidir. ”
Çoklu Dengesizlikler (ve Belirsizlikler) Çağındayız
İçinde bulunduğumuz dönemi yalnızca “iklim değişikliği” olarak tanımlamak artık yetersiz kalmaktadır. Bugün aslında bir “ Çoklu Dengesizlikler Çağı ” yaşıyoruz. İklim krizinin gerçek adı da artık; “ Çoklu Dengesizlik Krizidir ” . Ve ekolojik ve ekonomik krize ( ikiz kriz )dayalı bu çoklu dengesizlikleri de, ne yazık Basalia dışında birlikte-eşzamanlı çözüm üretebilecek başka entegre bir alt ve üst yapı sistemi de yoktur.
Dünyanın ilk ve tek “ Yeni Nesil Karbon Dönüşüm ( Üretim) Altyapısı ve Şehir Dönüşüm Platform Şirketi 7Cbasalia ” olarak bizler ; bu dengesizlikleri genel olarak 7 temel başlık altında özetliyoruz:
1. Atmosferik Dengesizlik
Artan sera gazları nedeniyle Dünya’nın enerji dengesi bozulmaktadır. Atmosfer, okyanuslar ve karalar her yıl daha fazla enerji depolamaktadır. Bu durum da, sıcak hava dalgalarını, aşırı yağışları ve kuraklıkları güçlendirmektedir.
2. Karbon Dengesizliği
Yüz milyonlarca yılda yer altında depolanan karbonu yalnızca iki yüzyılda atmosfere taşıdık. Karbon döngüsünün doğal dengesi bozuldu. Bugün mesele yalnızca yeni (akım) emisyonları azaltmak değil, birikmiş stok karbonu güvenli döngülere geri kazandırmaktır (Atmosfer ve Karbon Yönetimi).
3. Su Dengesizliği
Kuraklık ve sel aynı anda yaşanabiliyor. Bazı bölgeler su fazlasıyla mücadele ederken, diğer bölgeler ciddi su kıtlığıyla karşı karşıya kalıyor. Su , artık yalnızca doğal bir kaynak değil; ekonomik ve jeopolitik güvenlik unsurudur.
4. Toprak ve Biyoçeşitlilik Dengesizliği
Toprağın organik maddesi azalıyor. Ekosistemlerin kendini yenileme kapasitesi zayıflıyor. Biyoçeşitlilik kaybı yalnızca doğayı değil; tarımı, gıda güvenliğini ve ekonomik üretkenliği de etkiliyor.
5. Şehir Dengesizliği
Dünya nüfusunun büyük bölümü artık şehirlerde yaşıyor. Şehirler;
Dolayısıyla iklim krizinin en büyük etkileri de ilk olarak şehirlerde hissediliyor ve bu sorunlarla da en fazla Belediyeler ilgilenmek zorunda kalıyor ve kalacaktır .
6. Ekonomik Dengesizlik
Artık , doğal sermayeyi tüketerek finansal sermaye üreten ekonomik model sınırlarına ulaştı. Bu yüzden geleceğin rekabeti yalnızca üretim miktarıyla değil;
7. Toplumsal Dengesizlik
İklim krizinin yükünü en az sorumluluğu olan toplumlar ve gelecek nesiller taşıyor. Bu nedenle iklim krizi aynı zamanda bir “adalet, sağlık, güvenlik ve hatta demokrasi -sorunu- meselesidir . ”
Sonuçta; asıl sorunumuz “Çoklu Dengesizliktir ”. Bu ÇOKLU DENGESİZLİK sorununu baştan(atmosferden) sona birbirini tetikleyen ve besleyen bir zincirle çalışan bir denklemle ortaya koyabiliriz : “ Atmosfer – Su – Toprak – Gıda – Şehir – Ekonomi – Toplum –Medeniyet”.
Ve bu zincirin dengesizlik ve sonuçları da aşağıdaki gibidir.
| Dengesizlik | Sonuç |
| Atmosfer | Isınma |
| Karbon | Enerji fazlası |
| Su | Kuraklık + Sel |
| Toprak | Verim kaybı |
| Şehir | Isı adası(devasa soğutma krizi) |
| Ekonomi | Enflasyon |
| Toplum | Göç ve eşitsizlik |
Parçalı-Lineer Politikalar Neden Yetersiz Kalıyor?
Bugüne kadar uygulanan politikaların büyük bölümü, lineer üretime/ekonomiye dayalı çözümlerle genelde tek(parçalı) bir soruna odaklandı.
Halbuki, “ doğada hiçbir sistem birbirinden bağımsız ve lineer çalışmaz.” Karbon döngüsü, su döngüsü, enerji akışları ve biyolojik süreçler sürekli etkileşim içindedir.
Zaten, insan ekonomisinin en büyük yanılgısı, “bu birbirine bağlı sistemleri ayrı ayrı yönetmeye (lineer üretime ve lineer ekonomiye dayalı) çalışmasıdır.”
Yeni Paradigma: Döngüsel ve Entegre Denge Yönetimi
İklim krizinin yeni döneminde temel hedef yalnızca emisyon azaltımı olmamalıdır; çünkü artık eşik iklim krizine(iklim kırılmasına) doğru yaklaşıyoruz. Asıl hedefimiz ; “gezegenin çoklu dengesizliklerini birlikte yönetebilen entegre sistemler kurmak olmalıdır”.
Ve bunun için de şehirlerden başlayarak; “ karbon, su, enerji, atık, toprak, malzeme, biyolojik üretkenlik aynı şehir metabolizması içinde birlikte planlamak zorundayız.”
Şehirler, Yeni Nesil Döngüsel Denge Merkezleri Olmalıdır
20. yüzyılın şehirleri ekonomik büyümenin motoruydu. 21. yüzyılın şehirleri ise;
yaşayan sistemlere dönüşmek zorundadır. Şehir artık yalnızca bir yerleşim alanı değil; “bir canlı metabolizma ve ikincil karbon yutak alanı ” olarak tasarlanmalıdır.
7Cbasalia Yaklaşımı/Vizyonu/Stratejisi
Bu noktada 7Cbasalia’nın önerdiği yaklaşım/vizyon/strateji; tek bir çevre teknolojisinden daha geniş bir çerçeve sunmaktadır.
Özlü olarak temel önerimiz şudur: “ Atık + Su + Enerji + Karbon + Toprak + Malzeme, birbirinden bağımsız sektörler değil, aynı döngüsel sistemin bileşenleridir.” Dolayısıyla çözüm de, “ bu akışların birlikte yönetildiği entegre şehir sistemlerinden geçmektedir.”
İşte entegre-tamamlayıcı-bütüncül iklim Teknolojileri Platformu olan Basalia; “ bütün bu birbirinden bağımsız olan sektörleri/sorunları, belediyelerle işbirliğinde kamu-özel ortaklıklarıyla tek bir döngüsel sistem içerisinde birleştirmekte ve bu şekilde şehirleri iklime dayanıklı ikincil karbon yutak alanlarına dönüştürmektedir.”
Sonuç: Yeni Dönemin Asıl Rekabeti; Çoklu Dengesizlikleri (iklimsel-ekonomik ) Yönetebilme Kabiliyetinde Olacaktır.
Önümüzdeki yıllarda ülkeler yalnızca ekonomik büyüklükleriyle değil;
Çünkü iklim krizinin özü tek bir çevre sorunu değildir. Bu, çoklu dengesizliklerin aynı anda yönetilmesini gerektiren “ Yeni bir Sistem Mühendisliği Problemidir.”
Bilin ki; 21. yüzyılın en büyük dönüşümü; bugüne kadar olduğu gibi lineer üretime ve lineer ekonomiye dayalı tek tek sorunları çözmeye çalışmaktan vazgeçip, döngüsel üretim ve döngüsel ekonomi modeli ile dengeyi yeniden kurabilen şehirler-medeniyetler inşa edebilmek olacaktır.
20. yüzyılın mühendisliği, makinaları tasarladı…21.yüzyılın mühendisliği ise “ekosistemleri yeniden dengelemek zorunda kalacaktır ”. Ve emin olun ki, geleceğin en güçlü toplumları da , artık en fazla kaynak tüketenler değil; en fazla döngüsel temelli denge üretebilenler olacaktır.
Ve enzim mühendisliği ve ileri dönüşüme dayalı bütünsel iklim teknolojileri platformu olan Basalia; şirketlere-şehirlere-ülkelere işte bu bütünlüklü ve döngüsel üretim modeline dayalı (alt ve üst yapı ile birlikte) sistemleri kurabilecek yegane döngüsel bir biyo-teknolojidir.