GELİR TABLOSUNDAN KARBON BİLANÇOSUNA  

Ekonomi ve Finansta “ Karbon Bilançosundan Döngüsel Varlık Ekonomisine”

Medeniyetin, gelişim ve evrimsel açıdan en büyük sebep-sonuç zinciri ; “ bilim teknoloji yapar, teknoloji ekonomi yapar ve ekonomide medeniyeti oluşturur ” dinamikleridir . Teknolojinin (yeni üretim alt yapısı-sistemi vs ) ekonomi yapması demek; teknolojiye göre (daha doğrusu dikte ettiği) “ekonomik-hukuki-idari- ticari-finansal tüm düzenleyici-denetleyici mevzuatların ” değişmesi demektir..

Bilindiği gibi, Sanayi Devrimi’nden bu yana dünya ekonomisi tek bir mantık üzerine inşa edilmiştir. Bu mantık;  “ Yer Altından Çıkar (madenleri ve hidrokarbonları) → Üret → Tüket → At ” zinciri üzerine bir lineer üretim modeli ve lineer üretim modelinin dikte ettiği ekonomi ve finans kurallarını oluşturmuştur. Ki, bu model de geldiğimiz aşamada dünyamızı ikiz krizle( ekolojik ve ekonomik) felaketin eşiğine sürüklemiştir.

Doğal olarak yaklaşık iki yüz yıldır uygulanan bu lineer ekonomik model; üretimi, ticareti, finansı, muhasebeyi ve sermaye piyasalarını şekillendirdi. Şirketlerin başarısı; “ ne kadar üretim yaptığına, ne kadar satış gerçekleştirdiğine, ne kadar kâr elde ettiğine ve ne kadar nakit ürettiğine göre ölçüldü.”

Bu nedenle yatırımcılar, bankalar ve sermaye piyasaları şirketleri değerlendirmek için genelde üç temel finansal tabloyu esas aldı: “ Gelir Tablosu + Bilanço + Nakit Akış Tablosu”.

Ancak bugün dünya tarihsel ölçekte yeni bir kırılma (hem ekonomide, hem de iklim krizinde eşik aşamayız= birleşik etki ) noktasına gelmiştir. Çünkü artık şirketlerin geleceğini yalnızca finansal performansları belirlemiyor. Artık;

  • İklim değişikliği…
  • Su stresi(su ayak izi)…
  • Doğal kaynakların azalması…
  • Karbon düzenlemeleri(karbon ayak izi) …
  • Tedarik zinciri kırılmaları…
  • Enerji güvenliği…
  • Ve biyolojik çeşitlilik kaybı…

Bütün bunlar, artık yalnızca çevresel sorunlar değildir. Bunların tamamı, artık şirketlerin “ rekabet gücünü, finansman maliyetini, yatırımcı tercihlerini ve hatta uzun vadeli varlığını belirleyen ekonomik değişkenlere dönüşmüş durumdadır”.

Aslında bugün yaşadığımız dönüşüm yalnızca enerji dönüşümü değildir. İnsanlık, son iki yüz yıldır üzerine inşa ettiği ekonomik paradigmayı (ki bu lineer üretime dayalı lineer ekonomi ve eşzamanlı hayatın her alanında özel-kamusal piramide dayalı yönetsel-yapılanma sistemidir ) yeniden yazma aşamasına gelmiştir.

Ki, bu yeniden yazma büyük ihtimalle 2026-2033 döneminde ikiz krizle birlikte yaşacağımız KÜRESEL KUSURSUZ FIRTINA ile olacak ( bak https://www.linkedin.com/posts/necdet-ergun-68671640_k%C3%BCresel-kusursuz-f%C4%B1rt%C4%B1na-i%CC%87le-%C3%A7%C3%B6k%C3%BCyoruz-activity-7326120143460216832-b3dz?utm_source=share&utm_medium=member_android&rcm=ACoAAAimEUYBRYzv2LfAg2JYphjRTXaaJEAZrlE).       Kısaca, bu dönemde “yıkım ve yeniden yapılanma olacak”.

Yakında Finans Dünyası İlk Defa Doğayı Fiyatlamaya Başlayacak

Ekonomi tarihinde ilk kez; “ ormanlar, su, karbon, atık, biyolojik çeşitlilik, ekosistem hizmetleri, finansal sistemin içine girmeye başlayacaktır ”. Hatta, ben buna kısaca paranın arkasına ilk defa ve olması gerektiği gibi;  “ doğa ” geçecek diyorum ( paranın arkasında normalde alın teri ve gerçek emek vardır; para gerçek reel üretimin çıktısıdır/sonucudur ). Şimdilerde olduğu gibi “dolar” değil; yani karşılığı olmayan bir matbaa kağıdı değil.

Geçmişte “ ormanlar, su, karbon vs ”  “çevresel dışsallık” olarak görülüyordu ve haliyle dışsal bir maliyet olarak ekonomik sistemin dışında bırakılıyordu. Ama artık atmosferdeki 430 PPM’den (Holosen Çağında 260-280 PPM olan) sonra bu lüksümüz kalmadı (hasır altına süpüreceğimiz ve dışsallık olarak göreceğimiz).Dolayısıyla bugün artık zorunlu olarak durum tamamen değişmiştir.

  • Karbon artık üretim maliyetini etkiliyor.
  • Su kıtlığı yatırım kararlarını değiştiriyor.
  • İklim riskleri kredi faizlerini etkiliyor.
  • Karbon düzenlemeleri ihracat rekabetini belirliyor.
  • Sigorta şirketleri iklim risklerini fiyatlıyor.
  • Bankalar kredi verirken karbon yoğunluğunu sorguluyor.
  • Yatırım fonları yalnızca finansal performansa değil, iklim performansına da bakıyor vs…

Bu nedenle finans dünyası ilk kez doğayı fiyatlamaya başlamaktadır. Ve bu yalnızca yeni bir çevre politikası değildir. Bu, finans tarihinin en büyük dönüşümlerinden biri olacaktır. Ben zaten, iklim krizinin ayni zamanda demokrasi krizi olduğunu da söylüyorum. Ki, bunu “doğa-teknoloji(Basali)-insan uyumlu”  yeni bir ekonomi-medeniyet paradigması önerdiğimiz Birleşik Dönüşüm Ekonomisi  kitabımızda çok ayrıntılı ve kapsamlı olarak anlattık.

Karbon Artık Çevresel Bir Veri Değil, Finansal Bir Değişkendir

Uzun yıllar boyunca karbon yalnızca çevre politikalarının konusu olarak görüldü. Ama artık karbon;

  • üretim maliyetini,
  • ihracat rekabetini,
  • kredi faizlerini,
  • sigorta primlerini,
  • şirket değerlemelerini,
  • yatırımcı tercihlerini,
  • sermaye maliyetini,

doğrudan etkileyen ekonomik bir değişkene dönüşmektedir. Başka bir ifadeyle; artık karbon artık yalnızca atmosferi değil, bilançoları da etkilemektedir.

Karbon Bilançosu: Finans Dünyasının Yeni Gelir Tablosu Olacak

Yakın gelecekte klasik finansal tabloların yanına yeni bir tablo daha eklenecektir: “Karbon Bilançosu.” Normalde Gelir Tablosu bize şunu söyler: “ Şirket geçen yıl ne kadar kazandı?”

Nakit akış tablosu da bize şunu söyler : “Bugün ne kadar likit?” Ve yakında finansal raporlamada bir zorunluluk olacak olan Karbon bilançosu ise şu soruya cevap verecektir: “Bu şirket önümüzdeki on veya yirmi yılda iklim ve kaynak kısıtları altında sürdürülebilir şekilde değer üretmeye devam edebilir mi?”…Edemeyen şirketlerin (ki üretimleri karbon negatif olmak zorunda olacak, ötesinde de su ayak izleri de sıfır olmak zorunda kalacaklar ) vay haline diyelim…

İşte bu nedenle artık “Karbon Bilançosu” yalnızca çevresel bir rapor değil; “ geleceğe dönük finansal risklerin ve rekabet gücünün en önemli göstergelerinden biri olacaktır.”

Şirket Değerlemesi Yeniden Yazılacak

Bugüne kadar yatırımcılar genelde şu sorulara odaklanırdı. Şirketin; “ Satışları büyüyor mu?.. Kâr marjı nedir?…Borçluluğu ne düzeydedir?….Nakit üretebiliyor mu? ”

Ama artık kaçınılmaz bir zorunluluk olarak şu sorular da eklenecektir:

  • Karbon yoğunluğu nedir?
  • Su kullanım verimliliği ne düzeydedir?
  • Döngüsel üretim oranı nedir?
  • Atıklarının ne kadarı yeniden ekonomiye kazandırılmaktadır?
  • Doğal sermayeyi tüketiyor mu, yoksa yeniden üretiyor mu?
  • İklim düzenlemelerine ne kadar hazırlıklıdır?

Yani,artık finansal performans ile doğal sermaye performansı artık birbirinden bağımsız değerlendirilemeyecektir. Lineer üretime ve lineer ekonomiye dayalı(ve dikte ettiği mevzuatlar) dönem kapanıyor; artık kaçınılmaz olarak DÖNGÜSEL ÜRETİME-DÖNGÜSEL EKONOMİYE-KARBON DÖNÜŞÜM EKONOMİSİNE dayalı yeni bir EKONOMİ ve FİNANS dünyası -mevzuatları oluşacak.

Asıl Büyük Devrim Karbonu Ölçmek Değil, Karbonu Ekonomik Değere Dönüştürmektir

Bugün dünya karbonu azaltmayı konuşuyor. Elbette bu önemlidir, ancak bence asıl büyük dönüşüm bundan sonra başlayacaktır. Çünkü karbon yalnızca ölçülmeyecek, “Yönetilecektir (Atmosfer ve Karbon Yönetimi/Ekonomisi dediğimiz tam da budur)”.

Ve daha da önemlisi; KARBON (şimdilerde kötü-atık olarak görülen) ekonomik değere dönüştürülecektir (Basalia gibi teknolojilerle). İşte o zaman tam da bu nokta da “ lineer ekonomi ile döngüsel ekonomi arasındaki temel fark ortaya çıkacaktır”

  • Lineer ekonomide; atık maliyettir, karbon yüktür, şehir tüketim merkezidir”.
  • Döngüsel ekonomide ise; atık yeni hammaddedir, karbon yeni ekonomik değişkendir, şehir yeni üretim platformudur.

Döngüsel Ekonomi ile Doğal Sermaye , “geleceğin en değerli bilanço kalemi olacaktır”

Ekonomi Tarihinin Yeni Zinciri YAZILIYOR

Bence döngüsel üretim(ve karbon dönüşüm ekonomisi ile)  geleceğin ekonomisi aşağıdaki zincir üzerine kurulacak ve buna göre “ ekonomi-hukuk-idari-ticari-finansal tüm mevzuatlar yeniden yazılacaktır/dönüşecektir”.

Bu yeni zincir : DOĞAL SERMAYE → ATIK → KARBON → YENİ MALZEMELER → DÖNGÜSEL ÜRETİM → ŞEHİR EKONOMİSİ → FİNANS → DÖNGÜSEL VARLIKLAR → YENİ SERMAYE olacaktır.

İşte bu zincir, önümüzdeki yeni ekonominin ve medeniyetin mimarisi olacaktır. Paranın -finansın-sermayenin ve ekonomin arkasına bu zincir montelenecektir. Doğal sermaye demek ; “ekonomik değer üretebilme kapasitesine sahip suyu, toprağı, atmosferi, biyolojik çeşitliliği, karbon döngüsünü, mineralleri ve ekosistem hizmetlerini kapsayan üretken varlıkların bütünüdür.”

Ve bu yeni zincire göre de medeniyetin;  “BİLİM → TEKNOLOJİ → ÜRETİM MODELİ → EKONOMİ → FİNANS → MUHASEBE → HUKUK → DÜZENLEYİCİ STANDARTLAR → TOPLUM → MEDENİYETsebep-sonuç zinciri de değişecektir.

Her büyük medeniyet değişimi önce bilimde başlamış, teknolojiyle görünür olmuştur, sonra ekonomiyle yayılmış ve hukuk ile finans aracılığıyla kurumsallaşmıştır. Şimdi de , atık ve karbon dönüşüm ekonomisine dayalı döngüsel üretim(Basalia) ve ekonomi ile de benzer bir dönüşüm yaşanacaktır.

Şehirler Yeni Ekonominin Merkezi Olacaktır

Bilindiği gibi;

  • Sanayi çağında ekonominin merkezi fabrikalardı.
  • Küreselleşme çağında çok uluslu şirketler öne çıktı.
  • Dijital çağda veri ve platform ekonomileri yükseldi.
  • Döngüsel çağda ise şehirler ekonomik organizmalara dönüşecektir.

Çünkü şehirler; karbon üretir, atık üretir, su tüketir, enerji kullanır, ekonomik faaliyetlerin büyük bölümünü gerçekleştirir. Dolayısıyla geleceğin en değerli şehirleri; en fazla tüketenler değil, kaynaklarını en yüksek ekonomik değere dönüştürebilen şehirler olacaktır.

Yeni Varlık Sınıfı Doğacak

Geçmişte ekonomik değer;

  • toprakla ölçüldü.
  • Sonra sanayi sermayesi geldi.
  • Daha sonra finansal sermaye yükseldi.
  • Son yirmi yılda veri yeni ekonomik varlık haline geldi.
  • Şimdi ise yeni bir varlık sınıfı doğmaktadır: Döngüsel Varlıklar (Karbon Dönüşüm Ekonomisine dayalı varlıklar).

Bilin ki;  ikiz krizle birlikte gittikçe artan bir zorunlulukla; “ karbon negatif altyapılar, geri kazanılmış stratejik hammaddeler, şehir karbon stokları, doğal sermayeyi yeniden üreten sistemler, ve döngüsel üretim kapasitesi, artık ekonomik değerinin önemli bileşenleri olacaktır”  ve bu zorunlu değişim/dönüşüm de Ekonomi ve Finans Tarihinin Dördüncü Büyük Evrimi olacaktır. Bundan önce son 300 yılda  “ 1.Toprak ve Fiziki Sermaye  vardı sonra  2. Sanayi Sermayesi oldu ve 1980 lerde artan bir oranda 3. Finansal Sermaye ” vardı ; şimdi ise 4. Büyük evrimde DOĞAL SERMAYE-DÖNGÜSEL VARLIKLAR olacak.

Basalia Teknolojisi ve Vizyonu: Teknolojiden Ekonomik Mimariye

İşte bizim 7Cbasalia olarak alt yapısı Basalia(döngüsel üretim alt yapısı) ve üst yapısını Birleşik Dönüşüm Ekonomisi paradigması üzerine inşa ettiğimiz döngüsel ekonomiye dayalı yeni ekonomi yaklaşımımız(tasarımımız) yalnızca yeni bir atık veya çevre teknolojisi değildir. Basalia ile amacımız yalnızca atıkları bertaraf etmek de değildir.

7Cbasalia olarak bizim ortaya koyduğumuz yeni ekonomi paradigmasının temel yaklaşımı; “ Atık → Karbon → Malzeme → Şehir → Finans → Döngüsel Varlık zinciri üzerine kurulmuştur.

Bu nedenle Basalia;

  • yalnızca karbonu azaltmayı değil,
  • karbonu ekonomik değere dönüştürmeyi,
  • yalnızca doğal kaynak tüketimini değil,
  • doğal sermayenin yeniden üretimini(maddenin yeniden üretimini),
  • yalnızca çevre korumayı değil,
  • ayni zamanda yeni bir ekonomi ve finans mimarisini hedeflemektedir.

Kısaca Basalia;

  • döngüsel üretim altyapısıdır.
  • Doğal sermaye ekonomisinin üretim motorudur.
  • Karbon dönüşüm ekonomisinin teknolojik platformudur.
  • Ve yeni finans mimarisinin üretim katmanıdır.

Sonuç: Finans Tarihinin Yeni Bilançosu Yazılacak

  1. yüzyılın şirketleri finansal sermaye ile büyüdü.21. yüzyılın ikinci yarısının şirketleri ise; finansal sermaye ile doğal sermayeyi birlikte yönetebildikleri ölçüde değer üreteceklerdir. 21. yüzyılda finansal sermaye ile doğal sermaye aynı bilanço içinde birlikte yönetilmek ZORUNDA KALACAKTIR…

Bu nedenle önümüzdeki yılların en büyük rekabeti yalnızca teknoloji rekabeti olmayacaktır. Asıl rekabet; “doğal sermayeyi finansal değere dönüştürebilen ekonomi modelleri arasındaki rekabet olacaktır.”

Gelir tablosu geçmişi anlatır. Nakit akış tablosu bugünü anlatır. Ama bir şirketin/şehrin “Karbon Bilançosu” geleceği anlatacaktır. Pek yakında yatırımcılar bir şirkete bakarken emin olun ki artık “geçen yıl ne kadar kazandınız?” değil;  “Doğal sermayeyi ne kadar koruyor, yeniden üretiyor ve ekonomik değere dönüştürebiliyorsunuz?” sorusunun cevabına bakacaktır…

Çünkü artık ikiz krizin de zorlaması(2026-2033 : Lineer Ekonominin Yıkımı ve Yeniden Yapılanma dönemi ) ile yeni çağda gerçek zenginlik, yalnızca finansal sermayeyi büyütmek olmayacaktır; “finansal sermaye ile doğal sermayeyi birlikte artırabilmek olacaktır.”   Ve emin olun ki; bu yeni ekonomik gerçekliği doğru okuyamayan şirketler ve kurumlar, geçmişte teknoloji ve üretim devrimlerini kaçıran bir çok dev şirket gibi, rekabet avantajlarını ve zamanla varlık nedenlerini kaybedecekler ve tarihin çöplüğüne gömülecektir.

İşte bu nedenle önümüzdeki yıllarda yalnızca enerji dönüşümünün değil; ekonomi, muhasebe, finans ve sermaye piyasalarının tamamen karbon dönüşüm ekonomisi ve döngüsel ekonomi temelinde yeniden yazıldığı yeni bir dönem olacaktır. Ve bu yeni dönemin en büyük oyun kurucu aktörü de “ BASALIA ” olacaktır.

Prev PostEMİSYON AZALTIMINDAN ATMOSFER VE KARBON YÖNETİMİNE
Next Post7Cbasalia Kimdir/ Nedir ? Ne iş Yapar?

Leave a reply