19 MAYIS 1919’tan 19 MAYIS 2022’ ye

YENİ BİR MEDENİYET EŞİĞİNE

Büyük dönüşümler; küçük hesaplarla, dar korkularla ve günü kurtarma zihniyetiyle gerçekleşmez. Tarih boyunca büyük hikayeleri; “ büyük ruhlar, büyük vizyonlar
ve gerektiğinde yalnız kalmayı göze alan insanlar yazmıştı
r ”. Çünkü medeniyetleri değiştirenler; mevcut düzenin içine sığanlar değil, geleceği bugünden görebilenlerdir/başkaldıranlardır.

İşte 19 Mayıs 1919 tarihi de yalnızca bir askerî hareketin başlangıcı değildi. Çökmekte olan bir imparatorluğun küllerinden(Anka Kuşu gibi) yeni bir devlet aklının,  yeni bir organizasyon modelinin, yeni bir gelecek vizyonunun doğuşuydu”.

Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışı; sadece bir bağımsızlık mücadelesi değil, aynı zamanda çağın gerçeklerini doğru okuyarak yeni bir sistem kurma iradesiydi. Çünkü eski yapı artık taşıyamıyordu; o vakitler ekonomik, kurumsal, stratejik olarak medeniyet düzeyinde yeni bir yapılanma gerekiyordu. İşte bugünün Türkiye’si , o büyük eşikten geçerek doğdu.

Ve bu kez 103 yıl sonra 18/19 Mayıs 2022’de başka bir tarihsel eşikte, İsviçre’de dünyanın ilk ve tek döngüsel ekonomi şirketi 7Cbasalia Global kuruldu ve sessiz sedasız yeni bir çağ başladı….Bu kez mesele, bir devletin kuruluşundan çok;

  • yeni nesil şehirlerin,
  • döngüsel ekonominin, yeni sanayinin , üretimin/ ekonominin alt yapısının
  • karbon dönüşüm sistemlerinin,
  • iklime dayanıklı yaşam altyapılarının,
  • yeni medeniyet organizasyonunun(alt-üst yapısı ile) temellerinin atılmasıydı.

Özetle; 19 Mayıs 1919 nasıl eski bir çağın kapanışı ve yeni bir devlet aklının doğuşu olduysa; 21. yüzyılın bu büyük eşiği de (19 Mayıs 2022’de) ,  kriz üreten lineer medeniyetten, döngüsel, dengeli ve bilinçli-şuurlu yeni bir uygarlığa geçişin başlangıcıdır .

Şimdilerde henüz pek anlaşılmasa da, 19 Mayıs 2022  aslında; sadece bir şirketin kuruluş tarihi değildir; “ lineer sisteme bir başkaldırıdır (Atatürk’ün sömürgecilere başkaldırısı gibi) , bir paradigma deklarasyonudur, ekonomide bir yön değişimidir, şuurlu bir medeniyet çağrısıdır.”

Kısaca, nasıl ki 19 Mayıs 1919, ulusal bağımsızlık ve devlet inşası başlangıcıdır ; 19 Mayıs 2022’de , “ döngüsel şehirler, karbon dönüşüm ekonomisi ve yeni medeniyet vizyonunun başlangıcıdır”… Çünkü artık mesele yalnızca ekonomik büyüme değil;
medeniyetin sürdürülebilir olup olmayacağıdır.

ULUSAL SIR  & ULUSAL EMANET

Atatürk’ün Nutuk’ta  anlattıkları  yalnızca bir kurtuluş hikayesi değildir; çöken bir sistemden, yeni bir medeniyet inşa etme iradesinin manifestosudur. Atatürk’ün Nutuk’ ta söylediği şu sözler bize hep ilham olmuştur. Demişti ki ;  “ ilk kararımın çizdiği yoldan ve yöneldiği hedeften asla sapmadan ;  ben ulusun vicdanında ve geleceğinde sezdiğim büyük gelişme yeteneğini, bir ULUSAL SIR gibi vicdanımda taşıyarak, yavaş yavaş  bütün toplumumuza uygulatmak zorundaydım.”

…..İşte tıpkı Atatürk’ün ULUSAL SIR gibi sakladığı asıl misyonunu/amacını ve vizyonunu(ki yıllarca ön hazırlık yapmış) , bizlerde sahip olduğumuz BÜYÜK EMANETLE birlikte koruyarak, büyük bir sabırla, strateji ve uzun yıllar içerisinde imbikten süzülürcesine oluşturduğumuz müktesebatla (bilim-teknoloji-ekonomi/medeniyet tasarımı) bugüne kadar mücadele ettik, taşıdık …Çünkü, bu mücadele de aldığımız risk asla ticari bir risk değildi(r); biz bu zor mücadele de  “ VAROLUŞSAL RİSK ve SORUMLULUK aldık”…

Atatürk’ün Nutuk’ta söylediği gibi bu yolculukta, kimi zaman en yakınları ile bile çatışma(anlaşılamama ),kırgınlıklar veya inanç-amaç farklılığı yaşayarak yolları ayrılmış, özellikle insanlardan kaynaklanan bir çok engelle karşılaşmış..

Bizlerde bu yolda benzer şeyleri yaşadık… En çokta, oyun değiştirici-yapıcı yıkım kabiliyetindeki bir teknolojinin hayata geçirilmesi sürecinde yaşanılanları, böylesi sıra dışı bir hikayenin doğasında olan “anomalileri ve mucizeleri ” , basiret ve hikmet gözüyle göremeyenlerden,  gördüklerine/olana-bitene eski paradigma-literatür bilgisiyle bakan ezbercilerden, vasatlardan, konformistlerden çok çektik ama hiç kimse bizi yolumuzdan döndüremedi; çünkü onlar bu yolculuğu bir ticari-kariyer fırsatı ; biz ise varoluşsal sorumluluk olarak gördük…

Bizler 7Cbasalia olarak,  2026-2033 döneminde Eski Lineer Ekonomi/ Medeniyet çökerken; paralelinde eşzamanlı Basalia’nın motor ve temel olacağı yeni bir Döngüsel Ekonominin/Medeniyetin filizleneceği bir döneme gireceğimizi biliyoruz….

Umarım ve inşallah ; bizim şiar edindiğimiz-ilham aldığımız Atatürk’ün aşağıdaki bu 4 vecizesinin arkasındaki “sonsuz-büyük hakikatler ve derin mesajlar ” bir gün daha iyi anlaşılacaktır.

1. “Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir, Fendir.”

Çünkü Atatürk biliyordu ki ; “ bilim teknoloji yapar, teknoloji ekonomi(güç) / medeniyet yapar”…Ve 

  • bilim üretmeyen toplum bağımsız kalamaz,
  • teknoloji geliştirmeyen ekonomi güçlenemez,
  • kalkınmasını doğayla ve akılla-vicdanla bütünleştiremeyen medeniyet sürdürülebilir olamaz.

Ama artık bu çağda mesele yalnızca sanayi üretmek(lineer) değildir; doğayla uyumlu, karbonu dönüştüren, suyu koruyan, insanı merkeze alan, gezegen bilincine(tek başına ulus bilinci yetmez) sahip bir medeniyet kurabilmektir.

İşte bu 7Cbasalia olarak; Basalia (alt yapı) ve Birleşik Dönüşüm Ekonomisi Paradigmasina (üst yapı) dayalı ortaya koyduğumuz yeni şuurlu bir medeniyet tasarımıdır.    

2. “Muasır Medeniyet Seviyesinin Üstüne Çıkmak”

Atatürk’ün hedefi yalnızca ekonomik büyüme değildi. Asıl hedef; “muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkmaktı ve hatta bu medeniyetin liderliğini yapmaktı ”.  Ve bugün bu hedefe çok yakın olduğumuz gibi, ayni zamanda hedefin içeriği de yeniden tanımlanmak zorundadır; Çünkü artık gerçek medeniyet:

  • matematiği bozuk bir üretim modeline(lineer) dayalı üretim yapmak değil
  • daha çok tüketmek değil,
  • doğayı koruyarak üretmek,
  • karbonu azaltmak değil, dönüştürmek,
  • şehirleri beton yığını değil, yaşam ekosistemi yapmak,
  • insanı doğadan koparmak değil, yeniden bütünleştirmektir.

Çünkü, yeni çağın medeniyet yarışı; petrolün, betonun ve lineer büyümenin değil,
“bilimin, döngüselliğin ve iklim zekasının yarışı olacaktır”.

3. “İstikbal Göklerdedir.”

Atatürk’ün bu sözü yalnızca havacılığı anlatmıyordu. Bu söz aynı zamanda; “atmosfer-karbon yönetimi, uzayda medeniyet kurma, ileri düşünmeyi, yüksek vizyonu, bilimi, teknolojiyi, stratejik bağımsızlığı ” işaret ediyordu. Bugün “istikbal” artık yalnızca göklerde değil;

  • atmosferdeki karbon dengesinde (atmosfer ve karbon yönetimi/ekonomisi)
  • su döngüsünde,
  • enerji dönüşümünde,
  • yapay zekâda,
  • uzayda
  • biyomalzemelerde,
  • gezegen ölçekli sürdürülebilirliktedir.

Ve yeni medeniyet; artık doğayı tüketen değil, gezegeni bilinçli yöneten uygarlık olacaktır. Ve yeni medeniyetin lideri de bunu başaran ülke olacaktır.

4- Yurtta Sulh, Cihanda Sulh”

Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” vecizesi, yalnızca diplomatik bir söylem değil;
medeniyetin sürdürülebilirliği için ortaya konmuş derin bir uygarlık ilkesidir/mesajıdır. Çünkü Atatürk biliyordu ki gerçek barış:

  • yalnızca savaşsızlık değil,
  • insanın insanla,
  • insanın doğayla,
  • ekonominin ekolojiyle,
  • teknolojinin vicdanla denge kurabilmesidir.

Bugün insanlık yeni bir eşiğe geldi. “İklim krizi, su stresi, gıda riski, enerji savaşları,
göç dalgaları, karbon ekonomisi bize şunu gösteriyor” : Artık hiçbir ülke tek başına güvende olamaz. Bu yüzden yeni çağda: “Yurtta sulh” artık yalnızca ülke içi huzur değildir/olamaz;

  • şehirlerin dirençli olması,
  • suyun korunması,
  • toprağın yaşatılması,
  • gelir adaletinin güçlenmesi,
  • insanın doğayla yeniden bağ kurmasıdır.

Ayni şekilde Atatürk’ün söylediği “Cihanda sulh” ise; bugünün dünyasında “ulus bilincinden gezegen bilincine geçiştir”. Çünkü artık:

  • atmosfer ortaktır,
  • su döngüsü ortaktır,
  • iklim ortaktır,
  • gelecek ortaktır.

Dolayısıyla yeni çağın gerçek medeniyet yarışı; doğayı tüketen sistemler arasında değil,
gezegeni birlikte yaşatabilen uygarlıklar arasında olacaktır. İşte bu yüzden; “ bilim teknoloji yapar, teknoloji de medeniyet yapar ama medeniyetin kalıcılığını belirleyen şey de insanlığın doğayla kurduğu bilinç düzeyidir, insanın şuurlu olmasıdır ”.

Son tahlilde;

19 Mayıs 1919’da bir millet yeniden ayağa kalktı. 19 Mayıs 2022’de ise; insanlığın doğayla, ekonomiyle ve teknolojiyle kurduğu ilişkiyi yeniden tanımlayacak yeni bir medeniyet fikrinin tohumu atıldı.

Çünkü artık mesele yalnızca kalkınmak değildir. Mesele ; “gezegeni tüketmeden gelişebilmek, bilimi vicdanla birleştirebilmek, teknolojiyi yaşamın hizmetine verebilmek
ve insanlığı yeni bir bilinç seviyesine taşıyabilmektir.”  Artık Atatürk’ün ve yeni çağın gerçek bağımsızlık mücadelesi işte budur.

Prev Post2026–2033: ESKİ EKONOMİNİN YIKIMI,
Next PostÇÖP SAHALARINDAN “MADEN BANKALARINA”:

Leave a reply