Çok uzun yıllar içerisinde bilim-teknoloji-ekonomi zincirinde imbikten süzülerek geliştirdiğimiz 7Cbasalia Vizyonumuz ve Global Stratejimizle ilgili sunumlarımızda piyasa farkındalığı oluşması için özetle şunu söylüyorduk; “ Bakın artık geldiğimiz aşamada mesele; bir “İklim Krizi” değil, bir “Ekonomik Rejim Değişimidir ”.
Lineer Ekonomi; hammaddenin yer altından çıkarıldığı, üretildiği, tüketildiği ve atığa dönüştüğü (çok fazla katı atık, çok fazla su tüketimi-atık su, çok fazla enerji, çok fazla emisyon, çok fazla kimyasal atık bırakan) eski bir oyundu. Haliyle bu lineer üretim modeline göre piyasa regülasyonları oluşmuştu.
Ama artık bu oyunun kuralları; lineer ekonominin bozuk-aksak matematiğinden dolayı, finansmandan ticaret hukukuna, üretim standartlarından şirket değerlemelerine kadar her alanda geçerliliğini yitiriyor/yitirecektir.
Paris Anlaşması, COP süreçleri, AB Yeşil Mutabakatı ve ETS gibi mekanizmalarla ve iklim krizinin giderek artması ile zorunlu olarak gündeme gelen yeni regülasyonlarla birlikte; “artık sermayeye-finansmana erişim, ürün satabilme, tüketici tercihleri-yasaları ve rekabet edebilme hakkı vs” , kaçınılmaz bir şekilde “ Yeşil ve Döngüsel olma(Karbonsuzlaşma) şartına bağlanacak. Bilindiği üzere “bilim teknoloji, teknoloji de regülasyon/ekonomi yapar”.
Zaten artık karbon, çevresel bir başlık olmaktan çıkıp, “ bilanço kalemine, sürdürülebilirlik ise bir tercih(bugüne kadar marketing idi ) olmaktan çıkıp ekonomik zorunluluğa dönüşüyor ”. Uzun yıllardır söylediğimiz gibi, yeni dönemde bireyler, şirketler ve şehirler; “iklim kimlikleri/kartları ” üzerinden fiyatlanacak.
Özetle, Lineer oyunun süresi doldu/tıkandı. Artık Yeşil ve Döngüsel Ekonomi alternatif değil, “ Tek Geçerli Ekonomik Düzen/Zorunluluk Olacak ”. Kısaca, gümbür gümbür bundan sonra Yeşil ve Döngüsel olmayanın oyun dışında kalacağı bir döneme giriyoruz…
TÜRKİYE’de ZORUNLU OLARAK “ ETS ” Devreye Giriyor
Buna rağmen , halen Türkiye’de birçok sanayi yöneticisini ve yatırımcıyı aynı yanılgının içinde görüyorum; bir çoğu “ ETS gelince bakarız” diye düşünüyor. Belki bu yaklaşım direkt halka açık olmayan şirketler için bir nebze öncelik sıralaması açısından kabul edilebilirdir (yani daha zamanımız var gibisinden düşünebilirler öncelik sırasına göre )
Ama halka açık sanayi şirketleri ve özellikle ETS zorunluğu içinde olanlar için sermaye piyasaları hiçbir zaman “ gelince” bakmaz, anında beklentiyi fiyatlamaya başlar ve başlayacaktır.
Şimdilerde de Türkiye’de ETS Mekanizması henüz çok başında olsa da (ki ortada artık deklere edilmiş AB uyumlu resmi bir takvimsel plan-fiyatlama dinamikleri var), kanımca bu başlangıç aşamasından itibaren artan bir ivmeyle Borsa İstanbul da ETS fiyatlanmaya başlanacaktır.
Türkiye, AB ile ticaret yapan bir ülke ve bu nedenle:
Bu noktadan sonra karbon artık eskiden olduğu gibi ,özellikle halka açık- şirketler için bugüne kadar sürdürülebilirlik raporlarında genelde yaptıkları gibi marketing yaklaşımı ile “çevresel bir dışsallık kalemi olmaktan çıkacak”.
Artık, karbon ve ETS “ finansal bir bilanço kalemi haline dönüşecek”. Ve her ton CO₂ artık bu şirketler için; “ Doğrudan maliyet + Vergi / izin bedeli + Nakit çıkışı + EBITDA erozyonu + Serbest nakit akışında bozulma ” anlamına gelecek.
Yani artık karbon, ETS den önce olduğu gibi dışsal bir çevre (sürdürülebilirlik ambalajı) sorunu gibi değil; “ karı aşağı çeken yeni bir finansal kaldıraç haline dönüşecek”.
Borsa neden bunu bugünden fiyatlayacak ?
Çünkü şirket değerlemesi genelde şuna dayanır: “ Gelecekteki serbest nakit akışları”
ETS ile birlikte Enerji Yoğun sanayilerde (Çimento,Cam, Demir–çelik, Kimya,Seramik,Gıda) özellikle şu etkiler kaçınılmaz olacak. Bu şirketlerin;
Bu yüzden yakın zamanda BORSA / Piyasalar şunu yapacak; “ Karbonu Yönetemeyen Şirketleri, bugünden İskonto etmeye başlayacak ”. Borsanın buna benzer sistemleri/mekanizmaları çok daha önceden fiyatladığını gördük. Örneğin;
Şimdi sırada karbon var, yani BORSA başta olmak üzere tüm para-finansman-sermaye piyasalarında KARBON RİSK PRİMİ devreye girecek, fiyatlama başlayacak. Ve özellikle emisyon-karbon yükü fazla olan şirketler, “ eğer piyasaları ikna edecek şekilde ortaya bu sorunu üretim süreçlerinde nasıl çözeceklerine dair etkili bir strateji ortaya koymazsa, o zaman piyasa bu şirketleri cezalandıracak/ve şirket değerlerini iskonto edecek”.
Ki, bir çok mali denklemi-pozisyonu (varlık-alacak-borç-yatırım vs) ETS öncesi şirket varlık değerine göre pozisyonlanan şirketler bundan sonra ETS nin borsada fiyatlanması ile çok zor duruma düşebilir. Bilanço yönetimi zora girebilir.
Yeni Finansal Kavram: “Karbon Riski Primi” Olacak
Dolayısıyla yakında Türkiye borsasında her şirket için görünmeyen ama hissedilen bir katsayı oluşacak: “ Karbon Riski Primi”. Karbon/emisyon(ayak izi) başlangıç, pek yakında SU AYAK izi gelecek vs….
ETS /Karbon Risk Primi ile bu şu anlama gelecek… Aynı sektörde faaliyet gösteren iki şirketten, karbon yoğunluğu yüksek ve dönüşüm planı olmayan şirket daha düşük F/K ile; karbonu dönüştüren, döngüsel altyapı kurmuş şirket ise daha primli/değerli çarpanlarla fiyatlanacak. Bu, bilanço dışı bir riskin bir anda doğrudan piyasa değerine yansımasıdır.
Yani, şirketler artık sadece; “ Satış, Kar, Borç ile değil; Ton CO₂ / ürün, Karbon maliyeti / EBITDA, ETS maruziyeti, Yeşil-Döngüsel altyapı kapasitesi” ile değerlendirilecek. Artık karbonu yönetemeyen şirketler sadece maliyet yazmayacak, değer kaybedecek.”
İşte bu “ yeni bir finansal dilin doğuşudur” ki, biz yıllardır sunumlarımızda yakın gelecekte(özellikle 2030 dan itibaren zorunlu) borsalarda yeşil-kırmızı-sarı endekslerin olacağını( piyasa tarafından lineer ve döngüseller ayrıştırılacak)söylüyorduk ve artık o günler geldi…
İşte Basalia Teknolojisi, tam burada Stratejik bir Kırılım Yaratacak
Çok yakında Enzim Mühendisliğine-İleri Dönüşüme dayalı Bütünsel İklim Teknolojileri Platformu olan Karbon Dönüşüm Teknolojisi Basalia; işte bu noktadan itibaren sadece bir “İklim Teknolojisi” olmaktan çıkacak ve şirketler-belediyeler-devletler için “ Finansal-Stratejik bir Kaldıraç haline gelecek”.
Çünkü Basalia Teknolojisi ile “ karbonu”;
Basalia Teknolojisi , karbonu kilitliyor ve ürüne dönüştürüyor :
7Cbasalia olarak bizler uzun yıllar içerisinde işte bu vizyonla çok büyük bir hazırlıkla-emekle bugünlere kadar Basalia Teknolojisine geliştirdik…Ve artık o günler geldi… Kısaca Basalia ile ETS maliyetini gider olmaktan çıkarıp, “ çok kıymetli bir varlığa (ekonomik ve iklim krizi ile mücadele) dönüştürüyoruz ”..
Yani Basalia, karbonu bir “compliance maliyeti” olmaktan çıkarıp, şirket bilançosunda korunabilir bir değere dönüştürüyor. Ve bunun finansal karşılığı da; artık “ Stranded Asset → Productive Asset ” dönüşümüdür. İşte bu dönüşüm, hem sanayici, hem de yatırımcı için gerçek oyun değiştirici bir hamledir.
Yakında ETS için Asıl baskı “ Gümrükten değil, Borsadan Gelecek”
Çünkü, CBAM kapıda ve ETS de maliyetle devreye giriyor. Ve piyasaların acı bir gerçeği vardır; “ sermaye piyasaları affetmez ve atlamaz; mutlaka fiyatlar” . Eğer,borsada halka açık şirketlerin ;
Bunlar kaçınılmazdır ve artık kapıdadır. Ve bu süreç-fiyatlama vs zannedildiği gibi 5 sene sonra değil, yumurta artık kapıya dayandı ve bizzat yakın zamanda tam regülasyonlar-gerçek fiyatlamalar resmen başlamadan önce yaşanmaya başlayacak.
Bugün Türkiye’de çoğu şirket halen şunu zannediyor “ bu bir çevre meselesidir”, ya da … bazıları “CBAM–ETS’ yi sadece bir dış ticaret sorunu ” zannediyor; halbuki bu artık ayni zamanda “ Sermaye Piyasası Sorunudur”….Yani bu sorun artık “ Şirket değerinin korunup korunamayacağı meselesidir ”.
Bu yüzden Basalia gibi çözümler (karbon dönüşüm teknolojileri) artık; sadece iklim için değil, şirket değerini korumak ve artırmak için kritiktir(varoluşsaldır-yaşamsaldır).
Basalia gibi karbonu dönüştüren sistemler ise hiç kuşkunuz olmasın bu yeni dönemin “en güçlü finansal sigortası olacaktır”. Bu yüzden önümüzdeki 5 yılın en büyük rekabet avantajı; “daha fazla üretmek değil, karbonu dönüştürebilmek olacaktır”.