Yerine COP31’de “ İstanbul Anlaşmasını” Koymalıyız
Paris Anlaşması, Karbon Azaltmaya dayalı idi..
İstanbul Anlaşması, Türkiye’nin liderliğinde Basalia ile “ Karbon Dönüşüm Ekonomisine” dayalı olmalıdır.
Tam da 4 gün önce linkedinde paylaştığım ( bak : https://www.linkedin.com/posts/necdet-ergun-68671640_acilen-karbon-negati%CC%87ften-karbon-d%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%C3%BCm-activity-7407703698610503681-4Hi2?utm_source=share&utm_medium=member_android&rcm=ACoAAAimEUYBRYzv2LfAg2JYphjRTXaaJEAZrlE ) makalenin üzerine bugün BM’nin Paris Anlaşması ile ilgili acı gerçekleri/itirafı ortaya koyan paylaşımını görünce( bak : Facts about Paris Agreement /UN Climate Change ), dünyamız-medeniyetimiz için çok önemli bu konuyu bir kez daha gündeme getirmek istedim.
Çünkü, iklim sorunlarına/krizine bütüncül bir çevre-kalkınma(sürdürülebilir ekonomik büyüme) vizyonuyla çözüm üretebilecek kapasitede bir döngüsel teknolojiye sahip 7Cbasalia şirketi olarak bu bizim (kurucuların) erdemli ve vicdani sorumluluğumuzdur.
……..Paris Anlaşması bugünün iklim krizini gerçekten çözebilir mi?
Bu soru asla Paris’i değersizleştirmek için değil; bugünün gerçekliğiyle yüzleşmek için sorulmalıdır(zaten UN Climate Change de bunu itiraf ediyor). Çünkü artık çok net bir noktadayız (çok yakın gelecekte iklim krizinde eşik değerleri geçtikten sonra geri dönüşü olmayan “iklim kilitlenmesi riski” ile karşı karşıyayız).
Artık Paris Anlaşması Neden Yetmiyor?
Çünkü, 2015’te Paris Anlaşması imzalandığında dünya farklı bir yerdeydi:
Bu nedenle Paris Anlaşması doğal olarak; “ emisyon azaltımı, karbon negatif, net-sıfır”
çerçevesiyle kurgulandı. O gün için bu doğruydu/iklim krizin ne kadar ciddi bir aşamada olduğunu anlamış olsaydık bile zaten uygun teknolojide yoktu. Ama bugün tablo(iklim krizinin geldiği vahim aşama gerçeği) değişti.
Artık Karşı Karşıya Olduğumuz Gerçek sadece YENİ EMİSYONLAR değildir.
Bugün sorun yalnızca yeni emisyonlar değildir. Asıl sorun:
Ve sadece Karbon Negatife dayalı yaklaşım:
Bu nedenle artık, karbon azaltmaya ve karbon negatif savunma dili yetmiyor/yetmeyecek. Acilen, eşzamanlı (i)hem çevreci/iklime,(ii) hem de kalkınmaya/gerçek sürdürülebilir ekonomiye dayalı bir yeni paradigmaya geçmeliyiz.
Yeni Dönemin Vizyonu/adı : “ Karbon Dönüşüm Ekonomisi ” olmalıdır.
Çünkü, Bugün ihtiyaç duyduğumuz paradigma, artık “ karbonu azaltmak değil,
karbonu dönüştürmek” olmak zorundadır. Karbon Dönüşüm Ekonomisi:
Bu yaklaşımda karbon:
Bu vizyonla , karbonu kötü çocuk pozisyonundan dünyamıza-medeniyetimize katkısı olan büyük bir servete dönüştürebiliriz. Bu vizyon artık bir çevre politikası değildir;
doğa-teknoloji-insan uyumuna dayalı sürdürülebilir yeni bir kalkınma ve medeniyet modelidir.
Peki Neden İklimle Mücadele de Şehirler Merkezde Olmalıdır?
Çünkü şehirler bugün:
Dolayısıyla, yeni dönemin temel hedefi, “ Şehirleri, 2.cil Karbon Yutak Alanlarına ve Karbon Dönüşüm Ekonomisine dönüştürmek” olmalıdır/olmak zorundadır.
Yani yeni vizyonumuz/stratejimiz/politikamız;
Biliyorum, kulağa bilim kurgu-fantezi olarak geliyor ama bütün bunları fazlasıyla yapabilecek bir teknolojinin(Basalia) kurucu parçalarından biri olduğum için bunları vicdani sorumluluk açısından da bugünlerde ısrarla ortaya koymaya çalışıyorum.
Basalia: KARBON DÖNÜŞÜM EKONOMİSİNİ Mümkün Kılan Bütünsel İklim Teknolojileri Platformudur.
Paris Anlaşması yapılırken olmayan şey “BASALİA” idi (o vakitler henüz geliştiriliyordu) ama artık “Şehirleri 2.cil Karbon Yutak Alanlarına ve Karbon Dönüşüm Ekonomisine dönüştürebilecek teknolojik olgunluğa ve bu teknolojiye göre dizayn edilen iktisadi-idari alt yapıya” ulaştı.
Basalia ile ;
Bu, bir hedef/hayal değildir; alt yapısı güçlü bütünsel bir bilimle donatılmış döngüsel bir teknolojidir ve bu döngüsel teknolojiye dayalı olarak kurgulanan iktisadi-idari uygulanabilir bir sistemdir(çevre-kalkınma temelinde).
İşte Bu Noktada Türkiye’nin Liderliğinde : “ İstanbul Anlaşması” önerilmelidir.
Çünkü, artık Türkiye olarak bu teknolojiye sahibiz. Paris Anlaşması bir başlangıçtı. Ama bugün yeni bir aşamadayız ve 2026 COP31’e de ev sahipliği yapacağız.
İklime mücadele de artık ihtiyaç duyduğumuz şey:
Ve bu yeni mutabakatın da ismi anlamlı olmalıdır: Medeniyetlerin başkenti, medeniyetlerin dönüşüm yeri olan İSTANBUL’ bu yeni mutabakatın adı ve anlaşma imzalama yeri olmalıdır.
İstanbul Anlaşması’nın 3 Olmazsa Olmazı;
Uygulama Mimarisinden de kastımız; “ Şehirleri 2.cil Karbon Yutak Alanları ve Karbon Dönüşüm Ekonomilerine dönüştürecek olan alt yapısı sağlam bilime-teknolojiye-ekonomik tasarıma dayalı” yenibir sistemdir.
Ve şükür ki, bizler 7Cbasalia olarak uzun yılların çok zorlu mücadelesiyle 2025 sonu itibarı ile artık bu “ bilime-teknolojiye-ekonomik tasarıma” sahibiz. Ve artık bunu doğru özel-kamusal partnerle sadece bizim için değil, Türkiye’nin liderliğinde tüm dünya için yapmaya hazırız.
Karbonu azaltmak geçmişin refleksiydi ve artık yetmez. Karbonu dönüştürmek ise geleceği kurmaktır. Paris yolu açtı, şimdi İstanbul yolu inşa etmelidir.Son tahlilde, Türkiye’nin ev sahipliğinde 2026 da yapılacak COP31, bu yeni paradigmayı dünyaya sunmak için bizler için tarihi bir fırsat ve sorumluluktur.
….Bakın, elinizde teknoloji yokken susmak anlaşılabilirdir ama artık elinizde Basalia gibi bir teknoloji varken, susmak ve olanı-biteni seyretmek mümkün değildir. Susmak, vicdan sahibi, sorumlu-erdemli-şuurlu insanlara göre değildir ve bizlerde 7Cbasalia olarak elimizden geldiğince bunu ortaya koyacağız/susmayacağız ve farkındalık yaratmaya, gören gözlere, doğru insanlara ulaştırmaya çalışacağız.
#IstanbulAgreement
#CarbonTransformationEconomy
#COP31
#CitiesAsCarbonSinks
#Basalia
#ClimateLeadership