Acilen KARBON NEGATİFTEN, “ KARBON DÖNÜŞÜM EKONOMİSİNE ” GEÇMELİYİZ

Çünkü, Artık Karbon Negatif Politikaları Yetmez

İklim krizinde, ne yazık çok kritik geri dönülmez bir eşiğe yaklaşıyoruz. Ve bugün hâlâ “karbon negatif ”, “net-sıfır” ve “emisyon azaltımı” gibi, geldiğimiz bu çok kritik eşik değeri geri döndürmesi mümkün olmayan stratejileri, politikaları kavramları tartışıyoruz ve zaman kaybediyoruz.

Sorun hedeflerde değildir. Sorun, kullandığımız paradigma/vizyon/strateji ve buna bağlı araçlardadır. 10 yıl önce, “ karbon negatif, net sıfır ve emisyon azaltımı ” stratejisini, çerçevesini ve araçlarını-politikalarını ortaya koyan Paris Anlaşması ve son 10 yıldaki COP’lar ne yazık iklim krizinde çok yetersiz ve eksik kalmıştır ve acilen kapsamlı yeni bir strateji ortaya koymamız gerekir.

Peki, bu noktaya nasıl geldik ve neden artık farklı bir yola girmek zorundayız?

Paris Anlaşması Yanlış Değildi  Ama Bu Dönem İçin Artık Çok Yetersiz kaldı ve YENİ STRATEJİYE Göre REVİZE EDİLMELİDİR.

2015’te imzalanan Paris Anlaşması:

  • İklimi küresel politika gündeminin merkezine taşıdı,
  • Ülkeleri ilk kez ortak sıcaklık hedefleri etrafında topladı,
  • Temiz enerji ve inovasyon yatırımlarını tetikledi.

Bu, o vakitler insanlık için tarihsel olarak doğru ve gerekli bir adımdı. Ancak Paris Anlaşması’nın yazıldığı/imzalandığı dönemde iki temel gerçek henüz ortada yoktu:

 1- O vakitler bugünkü dönüşümü mümkün kılan teknolojiler(örneğin Basalia) yoktu

 2- İklim krizinin bugünkü kadar derinleşeceğini henüz bu açıklıkta bilmiyorduk.

Haliyle, bu iki faktör, Paris Anlaşması’nın sınırlarını/kapsamını-etkisini belirledi ve 2015’ten sonraki COP’lar da iklim krizine bütünlüklü-kapsamlı müdahalelerde çok yetersiz kaldı.

2015’te ve sonrasındaki COP’larda Ne Eksikti?

1-“ Teknoloji Eksikti”.

“Paris Anlaşması yapılırken:

  • Şehir ölçeğinde karbonu toprağa, suya ve malzemeye bağlayacak döngüsel teknolojiler yoktu,
  • Atığı karbon girdisine dönüştüren entegre sistemler yoktu,
  • Karbonu “ekonomik değer” olarak ele alan altyapılar yoktu.

Bu nedenle Paris Anlaşması doğal olarak şuna odaklandı: “Yeni emisyonları nasıl azaltırız?”…. O gün için bu, tek gerçekçi seçimdi.

2- İklim Krizin Boyutu Bugünkü Kadar Net Değildi

2015’te:

  • 1,5°C eşiği fiilen aşılmamıştı,
  • Aşırı iklim olayları bugünkü kadar sistematik değildi,
  • Ormanlar ve okyanusların karbon yutma kapasitesinin doygunluğa yaklaşacağı bu kadar net görülmüyordu,
  • Atmosferdeki “stok karbonun kilitleyici etkisi ” yeterince anlaşılmamıştı.

Yani kriz vardı, ama “ henüz geri dönülmez eşik bilinci yoktu.”

Bugün Geldiğimiz Nokta: Yetersiz “ Karbon Negatif Kısır Döngüsü” İçinde İklim Krizi ARTTI ve kritik EŞİK DEĞERE Doğru Hızla Gidiyoruz.

İklim krizinde son 10 yılda tablo dramatik bir şekilde kökten değişmiştir:

  • 1,5°C eşiği fiilen aşıldı,
  • Emisyonlar bazı bölgelerde yavaşlasa da küresel olarak düşmüyor,
  • Atmosferde birikmiş karbon, “iklim sistemini kilitleyen stok bir probleme dönüştü,”( ve bu birikimli bir felaket olarak ivmesini her yıl katlanarak artırıyor)
  • Ormanlar ve okyanuslar bazı bölgelerde net yutak olmaktan çıkmaya başladı.

Bu noktada “karbon negatif” yaklaşımı ve buna dayalı lineer sistem-konvansiyonel teknolojiler, artık “ ekosistemin hızını (durdurma ve geri döndürme) yakalayamıyor ve artık tek başına çok çok yetersiz kalıyor”.

Elbette karbon negatif strateji; emisyonu azaltır, zarar artışını yavaşlatır ama mevcut krizi asla geri çeviremez ve acilen eşzamanlı ve artan bir şekilde iklim politikalarında yeni bir stratejiye evrilmemiz gerekir.

Çünkü, karbon negatif stratejisi, lineer sistem(medeniyet) ve konvansiyonel teknolojilere dayalı küresek ekonomik sistem(dengeleri) içinde, bugün dünyamızı kendi kendini akrep gibi sokan kısır bir savunma döngüsüne sokmuştur.

Çünkü, mevcut lineer sistem temelinde konvansiyonel teknolojilere dayalı küresel ekonominin acı gerçeği şudur;

  • Mevcut ekonomik model ne yazık “ emisyon üretmeden büyüyemiyor ”, çünkü, mevcut lineer sistem, emisyonsuz büyüyemiyor(bilmiyor).
  • Enerji, gıda, altyapı ve şehir sistemlerimiz hepsi doğrusal modele dayalıdır.
  • Ve her küresel krizde ilk refleksimiz ,her zaman  “ para pusluklarını açarak bu lineer kısır döngü çarkını, kömür, petrole dayalı hızla yeniden kirli bir şekilde büyütmektir”.

Çünkü sistem başka bir seçenek sunmuyor, bilmiyor, hatta güç hegomanyasından dolayı izin de vermiyor. Sonuçta, emisyon artışı, iklim krizi, iklim enflasyonu ve ikiz krizle (dolar ve dolar bağlı küresel düzenin sona ereceği Global Collapse + İklim Krizi) birlikte ekonomik kilitlenmeye doğru giden bir küresel kısır döngü içinde kıvranıyoruz.

Dolayısıyla, artık sadece Karbonu Azaltmaya dayalı stratejiler/teknolojiler asla yetmez; çünkü artık sadece “yeni karbonu azaltmak” , sadece “dengelemek”
ve sadece “nötrlemek” iklim sistemini toparlamaya yetmiyor/yetmeyecek.

Artık mesele bugüne kadar atmosferde birikmiş/birikmeye devam eden karbonu
nerede, nasıl ve neye dönüştüreceğiz? Çünkü, bizi asıl bu sorun kıyamete götürüyor , yani geldiğimiz aşamada atmosferde birikmiş stok karbon, “iklim sistemini kilitleyen stok bir probleme dönüşmek üzeredir ” ve ormanlar ve okyanuslar artık bazı bölgelerde net yutak olmaktan çıkmaya başlamıştır(karbon pozitife döndüler).

İşte bu acı gerçek, iklim krizinde/mücadelede bize acilen yeni bir paradigmaya geçmemiz gerektiğini zorunlu olarak söylüyor.

 Yeni Paradigma: “ Karbon Dönüşüm Ekonomisi ” olmalıdır

  Çünkü, “ Karbon Dönüşüm Ekonomisi” karbonu:

  • yok edilmesi gereken bir yük(bela-sorun) olarak değil,
  • dönüştürülebilir bir hammadde/servet olarak ele alır.

Bu yaklaşımda karbon:

  • Atmosferde dolaşmaz,
  • Toprağa, suya ve malzemeye bağlanır,
  • Ekonomik ve ekolojik döngünün parçası olur.

Bu yaklaşım sadece bir çevre/iklim politikası değil; yeşil-döngüsel temelli yeni bir kalkınma ve medeniyet modelidir. Karbon Dönüşüm Ekonomisine dayalı Yeşil-Döngüsel Şehirler oluşturmak zorundayız.Ve bizler enzim mühendisliği ve ileri dönüşüme dayalı bütünsel iklim teknolojileri platformu olan DÖNGÜSEL BASALİA TEKNOLOJİSİ ile bunu belediyelerle şehir bazında(alt yapı/teknoloji ve üst yapısı/ekonomi ile) yapabiliriz

Peki Neden KARBON DÖNÜŞÜM EKONOMİSİ stratejisinde Şehirler Merkezde Olmak Zorundadır?

Çünkü şehirler bugün:

  • Küresel emisyonların yaklaşık %70’inin kaynağı,
  • Enerji tüketiminin %75’inin merkezi,
  • Nüfusun ve altyapının yoğunlaştığı alanlar.

Yani, krizin merkezi şehirlerse, çözümün de merkezi şehirler olmak zorundadır(şehirden-bölgeye-ülkeye-globale doğru ). Bu yüzden,  acilen  Basalia (ve destekleyici diğer teknolojilerle) ile “ ŞEHİRLERİ İkincil Karbon Yutak Alanlarına ve Karbon Dönüşüm Ekonomilerine dönüştürmeliyiz.

 Paris Anlaşması Döneminde Olmayan ( Basalia Teknolojisi ), Bugün Vardır ve İKLİM KRİZİNE EN BÜYÜK ÇÖZÜMDÜR.

Vaktiyle Paris Anlaşması döneminde olmayanları bugün BASALİA ile artık yapabiliriz ve artık tek başına yetersiz ve eksik olan karbonu/emisyon azaltma politikaları yerine,

  • Karbonu bir kıymetli bir hammadde olarak toprağa, suya, ürüne(yeni nesil malzeme) ve altyapıya bağlayabiliriz (şehrin iklim krizine dayanıklılığını artıracak ve şehri sürdürülebilir döngüsel ekonomiye dönüştürecek şekilde )
  • Katı-sıvı-gaz atıkları, karbon dönüşüm girdisine çevirerek şehrin atık su-toprak-emisyon/enerji sorunlarını çözebiliriz.
  • Basalia ile şehirleri bir çevre-kalkınma vizyonu ile aktif karbon dönüşüm ekonomilerine/ döngüsel şehirler haline getirebiliriz.

Çünkü, Basalia Teknolojisi ile

  • Atık → kaynak olur,
  • Karbon → ekonomik değer olur,
  • Şehir → ikincil karbon yutağına dönüşür.

Basalia ile gerçek Yeşil-Döngüsel bir KARBON DÖNÜŞÜM EKONOMİSİ ile lineer sistemde konvansiyonel teknolojilerden dolayı yaşanan iklim hedefleri ile ekonomik büyüme çatışmasını ortadan kaldırabiliriz. Basalia, “ Karbon Dönüşüm Ekonomisinin” motoru olabilir ve olacaktır zaten.

SONUÇ : KARBON DÖNÜŞÜM EKONOMİSİNE göre Yeni bir Paris Anlaşmasına ihtiyacımız var. Ve Basalia Teknolojisinin Türkiye’de(Anadolu’da) doğmasından dolayı bunun adı İSTANBUL ANLAŞMASI Olmalıdır.

Vakti ile 10 yıl önce Paris Anlaşması, yol haritasını çizmişti ama artık çok yetersizdir ve bugün ihtiyacımız olan iklim krizi ile mücadelede ” uygulama mimarisi, dönüşüm altyapısı ve Karbon Dönüşüm Ekonomisidir ”.

Çünkü, o vakitler karbon negatif bir hedefti ama artık karbon dönüşümü bir zorunluluktur. Ve Basalia, bu zorunluluğun “ bilimsel, teknolojik ve ekonomik karşılığıdır ”

Artık, iklimle mücadele meselemiz sadece, “ karbonu azaltmak değildir; karbonu dönüştürmektir” olmalıdır. Çünkü, Samanyolu’nda bizler zaten karbon çocuklarıyız, karbon dünyasının bir parçasıyız ve artık karbonu bela-sorun görmekten vazgeçip, karbonu geleceğin medeniyetine( daha şuurlu) ve ekonomisine monte etmeliyiz ”.

#CarbonTransformationEconomy
#PostParisAgreement
#CitiesAsCarbonSinks
#Basalia
#COP31
#ClimateInnovation
#NewEconomy

Prev PostNeden Şehirleri - Basalia ile - İkincil Karbon Yutak Alanlarına Dönüştürmek Zorundayız?
Next PostParis Anlaşması Yetmiyor/Yetmeyecek.

Leave a reply