(Ve Neden Bunu 2045’e Kadar Etkin Şekilde Yapmak Zorundayız?)
Çünkü, artık bilim bize bunu net biçimde söylüyor (tabii ki duymak ve anlamak isteyene):
Mevcut birincil karbon yutakları(okyanuslar ve ormanlar), insanlığın yarattığı yükü artık tek başına taşıyamıyor.
1- Birincil Karbon Yutakları Doydu/Artık Kaldırmıyor
Bugüne kadar atmosferdeki CO₂’yi dengeleyen ana sistemler şunlardı: “ Ormanlar + Okyanuslar + Doğal Toprak Ekosistemleri ”. Ancak, artık bu sistemler doğal taşıma kapasitelerini aştı.
Kısacası; “ doğa artık atmosferde uzun yıllar içerisinde birikmiş stok ve azaltım politikalarına rağmen halen artarak devam eden toplam CO₂’ye tek başına yetmiyor.” Sorun artık sadece atmosfere saldığımız yeni emisyonlar değildir; atmosferde birikmiş olan stok karbondur.”
2- Atmosferde devasa “ Tok/STOK ” Bir Karbon Birikti
Bugün sorun sadece “yeni emisyonlar” değil. Asıl kritik mesele, uzun yıllar içerisinde atmosferde birikmiş olan tok CO₂ stoğudur. Ve ne yazık bu fazla/stok karbon bir yere gitmiyor: Bu fazla stok karbon;
Yani COP’ların bugüne kadar sadece “ emisyonu yavaş yavaş azaltmaya dayalı stratejisi/politikası ” artık asla tek başına yeterli değildir/olamaz; çünkü geri dönülmez eşik değer geçilmek üzere.
Bu karbonun, acilen aktif olarak atmosferden çekilmesi gerekiyor. Yani, COP’ ların mevcut ekonomileri çok fazla sarsmadan karbon pozitife dayalı ekonomileri gelecek yıllar içerisinde yavaş yavaş azaltma stratejisi artık ÇOK YETERSİZDİR ve tek başına bu strateji ile eko-sistem geri dönülmez eşik değeri geçecektir.
3– Peki Bu Karbon Nereye Gidecek? Bu Stoğu Nasıl Çekeceğiz?
Gerçekçi olalım; yeni ormanlar dikmek gereklidir ama zaman alıyor ve vaktimiz de kalmadı; yani bu saatten sonra atmosferdeki devasa birikmiş CO₂ stoğunu ,sadece yeni orman alanları yaratarak atmosferden çekemeyiz.
Zaten, en büyük çekim alanı okyanuslar da sınırda ve artık işlevini yerine getiremeyecek durumdadır; okyanuslar SOS veriyor. Ama bir alan var ki, bu alanları hızlı ve akıllı bir strateji/teknoloji ile kullanabilirsek iklimle mücadelemizi 20 yıl içinde karbon pozitiften karbon negatife dönüştürebiliriz. Bu alanlar ;
Yani, bügünün lineer-konvansiyonel teknolojilere dayalı ülke-küresel ekonomik modelde sorun görünen bu alanlar (ŞEHİRLER); aslında ÇÖZÜMÜN en büyük adresidir.
Bugüne kadar şehirler; aslında
Ama artık Şehirler: Çözüm merkezi olmak zorundadır ve Basalia Teknolojisi ile bunu yapmak mümkündür.
4- Şehirleri İkincil Karbon Yutak Alanına Dönüştürme Ne Demek?
İkincil Karbon Yutak Alanı demek:
Şehirler için bu dönüşümün anlamı;
Çünkü, lineer sisteme dayalı konvansiyonel teknolojilerden ve bu lineer sisteme- teknolojilere dayalı bugüne kadar oluşturduğumuz küresel ekonomik sistem, doğayı yalnız bıraktı ve çok yordu.
Ve eko-sistemin çökmesini istemiyorsak, teknolojimizle artık doğaya yardımcı olmak zorundayız ve 7Cbasalia olarak bizlerde bunu “Enzim Mühendisliği ile İleri Dönüşüme dayalı Bütünsel İklim Teknolojileri Platformu olan Basalia” ile yapabiliriz.
Basalia ile şehirlerin atık-su-enerji-toprak-malzeme sorunlarını bütünsel bir döngü içerisinde çözerken ; şehirleri “İkincil Karbon Yutak Alanlarına dönüştürerek Karbon Negatif Yeşil-ve Döngüsel Şehir Ekonomileri ” oluşturabiliriz.
Artık, Basalia ile “ karbonu şehirlerde yakala ve değere dönüştür” stratejisine dayalı şehirlerde karbon negatif döngüsel bir ekonomi oluşturma zamandır.
5- Peki Neden 2045 Kritik Eşik?
Çünkü, bilimsel projeksiyonlar şunu söylüyor:
Bu yüzden acilen;
Bu nedenle: inanın “ Önümüzdeki 20 yıl, önümüzdeki 200 yılı, gelecek nesillerin ,çocuklarımızın geleceğini belirleyecek”
Dolayısıyla, Şehirleri ikincil karbon yutak alanlarına dönüştürmek, artık bir tercih veya lüks değildir; artık varoluşsal -yaşamsal bir zorunluluktur.” Çünkü, 2045, iklim krizinin siyasi değil, artık sadece fiziksel olarak yönetilebilir olduğu son penceredir.”
6- Sonuç: Medeniyetin Rolü/Yönü Değişiyor
İnsanlık uzun süre şunu sandı: “ Nasıl olsa doğa bizi temizler.” Ama artık acı gerçek şu:
“Doğayı çok kirlettik ve artık bize yardım edecek durumda değil, şimdi biz ona teknolojimizle yardımcı olmak ve birlikte eko-sistemi iyileştirmek zorundayız.
Şehirler, bundan sonra (2025-2045):
Şehirlerimiz artık gezegenimizin yeni denge araçları olmak zorundadır; yoksa ortada bir gezegen kalmayacak. “Doğa artık daha fazlasını taşıyamıyor. Karbonu atmosfere sorumsuzca bırakma dönemi bitmiştir. Şimdi , bu karbonu Basalia ile şehirlere çekme zamanıdır.”
Ve emin olun ki; bu dönüşümü en erken başlatan şirketler/şehirler/ülkeler, sadece iklimi değil, yeni ekonomiyi de yönetecektir.” Bu yüzden, tarihi bir sorumluluk açısından, Türkiye’de yapılacak olan COP31’in ana temalarından birinin mutlaka “ Basalia ile ŞEHİRLERİN İKİNCİK KARBON YUTAK ALANLARINA DÖNÜŞTÜRÜLMESİ Vizyonu” olması gerekir.
#ClimateStrategy #CarbonRemoval
#NetNegative #CircularCities
#COP31 #UrbanTransformation
#Basalia #FutureOfCities